Turkish → Arabic transcript
أصبت بحالة جنون، يعني لم أرَ أي شيء أمامي. لما صار هذا في يدي،
ضربت فسقط هنا، على الأرض.
ضرب رأسه، أولاً اصطدم هنا. ثم سقط على الأرض بقوة شديدة.
Sonra çok sert bir şekilde yere düştü. Yere düştü.
Aşırı kan geldi böyle
إلى هذه الجهات. وأنا أيضًا… بقي هنا. أطفالي كانوا في الداخل في الغرفة وقتها.
Çocuklarım içeride odadaydı o zaman. Kapıyı kapattım, görmediler.
أغلقت الباب، فلم يروا. أغلقت هذا المكان هكذا، ثم بعد ذلك أولادي…
Ondan sonra burada sardım onu. Daha sonra şurada...
وضعت
هذا تحته، هنا. وغطيتُه من فوق بالكرتون وفي اليوم
التالي اشتريت ترابًا وما شابه. تراب زهور، وغطيتُه من فوق.
- حسنًا، بعد ذلك؟- بعد ذلك مر حوالي شهر. بدأت رائحة وما إلى ذلك، تعفّن هناك.
فأخرجته من هناك ووضعته في أكياس ورميته في القمامة.- في أي قمامة رميته؟
- تلك التي هناك، حاويات القمامة التي على الطريق بجانب الثكنة.
End of transcript · 143 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Cinnet geçirdim. Yani gözüm görmedi bir şeyi. O elime o geçince, vurunca düştü buraya. Yere. Başını vurdu. Önce buraya vurdu. Sonra çok sert bir şekilde yere düştü. Yere düştü. Aşırı kan geldi böyle
buralara. Ben de... Burada kaldı. Çocuklarım içeride odadaydı o zaman. Kapıyı kapattım, görmediler. Burayı kapattım böyle. Sonra, sonrasında çocuklarıma... Götürdüm buradan. Ondan sonra burada sardım onu. Daha sonra şurada... Bunun
altı koydum. Şuraya. Üstünü kartonla kapatıp ertesi gün işte toprak falan aldım. Çiçek toprağı, üzerini kapattım. - Tamam, sonrasında? - Sonrasında işte bir ay falan geçti. Koku falan, çürüdü orada. Oradan çıkartıp bunu torbalara koyup çöpe attım. - Hangi çöpe attın? - Oradaki. O yoldaki, askeriyenin yanındaki çöplere.