Transcript · Turkish → Japanese
Military and Political Situation in Turkey
俺たちは外国人で、移民なんです。
分かった、通れ。
身分証を確認する。止まれ! こいつ らを連れていけ。 ホルムズ戦線に人手が足りない。
しっかりしろ、兵士よ。ここから出 してやる。
司令官、足が!
しっかりつかまれ。移動するぞ。
大臣閣下、 うちの息子をいつ採用していただ けますか
次官として?
兵役の件はもう片づけました。 前線には行っていません。
請求書がたまっていく。 ローンの支払いも滞っている。
メフメトまで前線に送られた。 少なくともあの子がここにいる間 は働いて、俺たちを
支えてくれていた。
分かっている。
この光景を前にして、楽しまずには いられない。
本当にイスタンブールを満喫して いる。
平凡な暮らしはここからはるか遠 くに 見える。
すべて順調です、大統領。 まさに望んだとおりです。
トルコはさらに15万人の兵士を タブリーズ戦線へ送る。
End of transcript · 188 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Abi biz yabancıyız, göçmeniz. Tamam, geç. Kimlik kontrolü. Durun! Götürün bunları. Hürmüz cephesinde eksik var. Dayan askerim, seni buradan çıkaracağım. Komutanım, bacağım!
Sıkı tutun. Hareket ediyoruz. Sayın Bakanım, bizim oğlanı ne zaman işe alacaksınız müsteşar olarak? Zaten askerlik işini çözdük. Cepheye gitmedi. Faturalar birikiyor. Kredi ödemeleri gecikti.
Mehmet'i de cepheye yolladılar. En azından o buradayken çalışıp bize destek oluyordu. Biliyorum. Bu manzara karşısında eğlenmemek elde değil. Gerçekten İstanbul'un tadını çıkarıyoruz.
Sıradan hayatlar burada çok uzak görünüyor. Her şey yolunda Başkan. Tam da istediğimiz gibi. Türkiye yüz elli bin asker daha yollayacak Tebriz cephesine.