Turkish → Spanish transcript

¿ Qué dices de mí tú? Digo que lo verás en tus sueños, Serhat. ¿ Me has entendido?

Rüyanda görürsün diyorum Serhat.

Anladın mı beni?

Lo verás en tus sueños. Y encima dices que me engañaste y cosas así, tonterías.

Bir de diyorsun ki, beni kandırdın falan, saçma sapan şeyler.

Serhat, hablé con Yıldırım,¿ sabes?

Yıldırım me contó todo.

Sé que te besaste con Yıldız.

Nunca le has tenido ningún respeto a ese anillo que tienes en la mano.

Pero ya basta. Ya basta. Nadie volverá a tratarme como si

Artık yeter.

Artık kimse beni aptal yerine koyamayacak.

fuera tonta. Nadie va a poder formar un hogar a costa de mi infelicidad y la

de mi hijo. Te vas a ir. Te vas a ir, y vas a hablar con Yıldız.

Gideceksin, Yıldız'la konuşacaksın.

Yıldız se va a casar con Yıldırım. Si no, te juro que le cuento a

Yoksa, sana yemin ederim öpüştüğünüzü bütün Urfa'ya söylerim.

İşte o zaman, o çok sevdiğin Yıldız'la beraber ikinizi buraya gömerler.

Si haces algo así…

Arruinarás la vida de una mujer que no tiene ninguna culpa. Yıldız no tiene

ninguna culpa.

Toda la culpa es mía.

Si de verdad tienes que hacerle daño a alguien…

hazme daño a mí. No toques a Yıldız.

Yıldız'a dokunma.

O sea que… pones tu vida por delante de la suya.

O sea que… pones tu vida por delante de la suya.

Así de mucho la quieres, entonces. Vaya, Serhat. Vaya.

Vay be Serhat.

Vay be.

Qué gran amor. Pero ya que no pueden separarse… entonces arderán juntos.

Ama madem ayrılamıyorsunuz...

O zaman beraber yanacaksınız.

Porque de ahora en adelante no voy a pensar en nadie más. Solo tengo una

Benim düşündüğüm tek bir şey var.

Bebeğim.

Bebeğin...

¿ Lo único que te importa es el bebé, sí? Usaste a nuestro bebé no nacido en

Sen bizim doğmamış bebeğimizi yalanlarına alet ettin.

¿ Esto es lo que llamas preocuparte por nuestro bebé?

¿ Así es como dices que pensaste en nuestro bebé? ¿ Me dejaste alguna otra salida?

Bana başka bir çare mi bıraktın?

Todo lo que hice, lo hice por mi bebé, por el futuro de mi bebé.

End of transcript · 355 words · machine translated

Original transcript (Turkish)

Ne diyorsun beni sen? Rüyanda görürsün diyorum Serhat. Anladın mı beni? Rüyanda görürsün. Bir de diyorsun ki, beni kandırdın falan, saçma sapan şeyler.

Serhat ben Yıldırım'la konuştum biliyor musun? Yıldırım bana her şeyi anlattı. Yıldız'la öpüştüğünüzü biliyorum. Senin bu elindeki yüzüğe hiçbir zaman saygın olmamış ki. Ama artık yeter.

Artık yeter. Artık kimse beni aptal yerine koyamayacak. Kimse benim, benim çocuğumun mutsuzluğu üzerinden yuva kuramayacak. Gideceksin. Gideceksin, Yıldız'la konuşacaksın.

Yıldız, Yıldırım'la evlenecek. Yoksa, sana yemin ederim öpüştüğünüzü bütün Urfa'ya söylerim. İşte o zaman, o çok sevdiğin Yıldız'la beraber ikinizi buraya gömerler. Eğer böyle bir şey yaparsan... Hiç suçu olmayan bir kadının hayatını yakarsın.

Yıldız'ın bir suçu yok. Bütün suç benim. İlla birinin canını yakacaksan... Benim canımı yak. Yıldız'a dokunma.

Demek... Kendi canını onun canının önüne koyuyorsun. Onu o kadar seviyorsun yani. Vay be Serhat. Vay be.

Ne büyük aşk. Ama madem ayrılamıyorsunuz... O zaman beraber yanacaksınız. Çünkü bundan sonra başka hiç kimseyi düşünmeyeceğim. Benim düşündüğüm tek bir şey var.

Bebeğim. Bebeğin... Umursadığın tek şey bebeğin öyle mi? Sen bizim doğmamış bebeğimizi yalanlarına alet ettin. Bu mu senin bebeğimizi umursaman?

Bu mu senin bebeğimizi düşünmüş halin? Bana başka bir çare mi bıraktın? Ben ne yaptıysam bebeğim için, bebeğimin geleceği için yaptım.

iPhone app Translate videos on your iPhone Paste a TikTok, Instagram or X link, add subtitles in your language and save the video to Photos.

Read any video in your language

Paste a link from X, TikTok, YouTube or Instagram. You get a page like this one.