Transcript · Turkish → Japanese

Work-Life Balance and Economic Perspectives

向こうで11ヶ月間、

1ヶ月の休暇を取るために

節約しなければなりません。

こちらの人々は毎週末、

休暇を過ごしています。

週に5日か6日働いていれば、

毎週末はここで休暇を

過ごします。祝日の連休や

公休など、いつでも常にここで

休暇を過ごしています。

私たちはこの休暇のために、

11ヶ月間、暑さ寒さも昼夜も問

わず働いています。

私たちが乗っている車の

見た目を、あまり気にしないで

ほしいです。メルセデスだ

ろうとドアンだろうと、

違いはありません。

もしここに住んでいたら、

ドアンを運転していても、

やはり足代わりになってくれた

でしょう。

「祖国や故郷の価値を知

ってほしい」と言っても、

おそらく分からないでしょう。

しかし、私たちのように海外

から来て、恋しく思い

ながらこの地を踏むと、

胸が痛みます。

胸が締め付けられ、

鳥肌が立ち、身震いがします。

しかし、これは海外に出て

初めて分かります。

何年もそこに、海外にいる

にもかかわらず、

二級市民として扱われて

いるのです。つまり、

裏では学校の幼稚園、

いわば保育園の段階から

子供たちの将来の人生が、

裏で計画されているのです。

つまり「この子は労働者

の子だから、将来も労働者

として我々の

ために肉体労働をしろ」

ということです。

自分たちの子や、医師の子、

教師の子には裏で特別な配慮

をして、そちらの方向へと導

いているのです。

つまり、労働者家庭の子

は労働者のままでいろと。

医師やエンジニア、

国会議員などになって

我々の上司にはなるなという

ことです。「行って、

我々のために肉体労働

をしろ」と

。ヨーロッパの状況はそうなっ

ています。あちらでも同じ

ことです。

ここではリラを稼いで

リラを使い、あちらでは

ユーロを稼いでユーロを使う。

つまり、ここでの給料は

ここで暮らすには十分、

暮らし方次第で足りる。

誰もが身の丈に合った暮らしを

すれば、当然足りるはずだ。

End of transcript · 436 words · machine translated

Original transcript (Turkish)

Biz orada 11 ay, 1 ay tatil yapabilmemiz için tasarruf etmemiz gerekiyor. Buradaki insanımız her hafta sonu tatilde. Buradaki insanımız her hafta sonu tatilde. Haftanın 5 günü, 6 günü çalışılıyorsa her hafta sonu burada tatildeler. Bayram tatilleri, resmi tatiller, her an her zaman burada tatildeler.

Bayram tatilleri, resmi tatiller, her an her zaman burada tatildeler. Biz bu tatili geçirebilmek için 11 ay soğuk demiyoruz, sıcak demiyoruz, gece demiyoruz, gündüz demiyoruz. Altımızdaki arabanın görüntüsünü fazla düşünmesinler. Ha bu Mercedes olsun, benim altımda Doğan olsun, ikisinin arasında fark yoktur. Ben burada yaşasaydım, Ha bu Mercedes olsun, benim altımda Doğan olsun, ikisinin arasında fark yoktur. Ben burada yaşasaydım,

Doğan sürseydim gene ayağını yerden kesiyordu. Vatanımızın, memleketimizin kıymetini bilin desem belki bilemezsiniz. Vatanımızın, memleketimizin kıymetini bilin desem belki bilemezsiniz. Vatanımızın, memleketimizin kıymetini bilin desem belki bilemezsiniz. Ancak bunu bizim gibi işte yurt dışından gelip özlemle toprağa basarak içimiz cız ediyor.

Yüreğimiz cız ediyor, tüylerimiz kalkıyor, diken diken oluyor. Yüreğimiz cız ediyor, tüylerimiz kalkıyor, diken diken oluyor. Ancak bunu yurt dışına çıkınca anlaşılır. Yıllardır orada olmamıza rağmen, yurt dışında olmamıza rağmen ikinci sınıf olarak değerlendiriliyor. Yıllardır orada olmamıza rağmen, yurt dışında olmamıza rağmen ikinci sınıf olarak değerlendiriliyor.

Yani arka planlarda okulların yuva kısmından, hani çocuk yuvasından Yani arka planlarda okulların yuva kısmından, hani çocuk yuvasından çocukların geleceğe yönelik hayatları arka plandan planlanıyor. Yani bu çocuk işçi çocuğu, ileride de işçi olsun bize çalışsın, bize amelelik yapsın. Yani bu çocuk işçi çocuğu, ileride de işçi olsun bize çalışsın, bize amelelik yapsın.

Kendi çocukları, doktorun çocuğu, öğretmenin çocuğunu Kendi çocukları, doktorun çocuğu, öğretmenin çocuğunu arka plandan özel bir ilgi göstererekten onları o yönlere doğru yönlendiriyorlar. Yani işçi ailesinin çocukları işçi kalsın. Yani işçi ailesinin çocukları işçi kalsın.

Yani işçi ailesinin çocukları işçi kalsın. Doktor olmasın, mühendis olmasın, milletvekili olmasın, şu olmasın, bu olmasın, başımıza gelip şef olmasın yani. Gitsin işte bize amelelik yapsın. Gitsin işte bize amelelik yapsın. Avrupa'da şartlar böyle.

Avrupa'da şartlar böyle. Orada da aynı. Burada lira kazanılıyor, lira harcanılıyor. Orada euro kazanılıyor, euro harcanılıyor. Burada lira kazanılıyor, lira harcanılıyor. Orada euro kazanılıyor, euro harcanılıyor. Burada lira kazanılıyor, lira harcanılıyor. Orada euro kazanılıyor, euro harcanılıyor.

Yani buradaki maaş buradaki yeter, yerine göre yeter. Herkes ayağını yorganına göre uzatırsa elbette ki yeter.

iPhone app Translate videos on your iPhone Paste a TikTok, Instagram or X link, add subtitles in your language and save the video to Photos.

Read any video in your language

Paste a link from X, TikTok, YouTube or Instagram. You get a page like this one.