Transcript · Turkish
Turkish transcript
Bu yüzden bazı Türk yetkililerin yaptığı açıklamalara
gerçekten şaşırıyoruz. Biz aslında Türk devletinin ümmeti
birleştirmesi konusunda umutluyuz.
Suudi Arabistan'ı saldırılarını durdurmaya zorlamalarını bekliyoruz.
Örneğin Türk halkına soralım. Hükümetinizin küçük bir coğrafi
bölgedeki bir adada on iki yıldır süren bir işgale seyirci kalmasını kabul
eder miydiniz?
Servetinizi yağmalayıp Suudi Ulusal Bankası'na yatıran bir işgalciyi
kabul eder miydiniz?
Aynı şekilde Suudi tarafı, Türkleri ve Türkiye'yi mezhepsel
kışkırtmalarda kullanmaya çalıştığında da durum böyle.
Öncelikle herkes savaşın doğasının Yemen coğrafyasında
gerçekleştiğini anlamalıdır. Yani biz Suudi tarafına
saldırmadık. Bugün burada bulunan bizzat Suudi
tarafıdır.
Bugün servetimizi yağmalayan Suudi tarafıdır.
Yemen'i bombalamak için uçaklarını hareket ettiren Suudi tarafıdır.
Ben on iki yıldan bahsediyorum. Bugünden ve son çatışmadan bahsetmiyorum.
Aynı şekilde Suudi tarafı izin vermeyeceğini beyan eden taraftır.
Uçağın Sana Hava Limanına inmesine izin vermedi.
Çünkü kendisinden izin alınmamıştı.
Hangi hakla, hangi hakla bir Suudi subayı gelip
başka bir ülkedeki havalimanını kontrol ediyor ve oradaki kararları
yönetiyor. Bugün aynı şekilde Suudi tarafı, Trump
ve Netanyahu gibi Siyonist suçlu dünya liderleriyle
iletişime geçip Yemenlilerin öldürülmesine katkıda bulunmalarını isteyen
tarafttır. Yemenlileri bombalamak için Amerikan
uçaklarını harekete geçiren odur.
Yemenlileri öldürmek için Amerikalı danışmanları olduğunu ilan eden odur.
Aynı zamanda Yemenlilere karşı bir savaş hazırlamak için
dün Abu Dabi'ye gidip Siyonist başbakan ve Mossad başkanıyla
görüşen de odur. Savaşın doğası budur.
Bugün Mekke'ye saldıracağımız yalanını söyleyip iftira atan ve
Siyonist bir proje dahilinde hareket eden bu Suudi tarafıdır.
Kur'an'ın yakılmasına veya peygambere hakaret içeren görüntülere karşı
savunma yapmak için yüz binlerce kişiyle sokağa dökülen
bizler, İslami kutsal değerlere saldıracak
olanlarız öyle mi?
Biz Yemenliler, biz Ensar saldıracak olanlarız öyle mi?
Tüm bunlar elbette o bir yandan İslami sloganları
kullanmaya çalışırken, diğer yandan da suçlu dünyayı,
Netanyahu'yu ve Trump'ı Yemenlileri öldürmeye çağırmaya çalışıyor.
Bu rejimin gerçeği, bu devletin gerçeği budur.
Eee, bu yüzden örneğin oradaki bazı Türk
yetkililerin yaptığı
bazı açıklamalara gerçekten şaşırıyorum.
Aslında biz ümmeti birleştirmeleri konusunda Türk
devletine bel bağlıyoruz. Suudi Arabistan'ı saldırılarını durdurmaya
zorlamalarını çok şey istemiyorum. Mesela Türk halkına soralım.
Hükümetinizin basit bir coğrafi bölgedeki bir
adada on iki yıl boyunca bir işgalciye seyirci kalmasını
kabul eder miydiniz? Bizim işgal altındaki topraklarımız
binlerce
kilometre. İşgalcinin kalmasını kabul eder miydiniz?
Servetinizi yağmalayan ve onu Suudi Ulusal Bankası'na
yani kendi ülkesindeki bir bankaya koyan bir işgalciyi kabul eder miydiniz?
Ayrıca hastanın seyahat etmesinin engellenmesini de kabul eder miydiniz?
Halklar herhangi bir devletten böyle bir davranışı kabul eder mi?
Kabul etmezdiniz. Hükümetinize karşı ayaklanırdınız.
Biz ise topraklarımızdaki işgaliyle Suudi Arabistan'da değil,
kendi topraklarımızda savaşıyoruz.
Dünyayı bizi bombalamaya çağırıyor. Uçaklarıyla vuruyor.
Suudi'nin gerçeği bu. Biz sadece sorumluluğumuzun gereğini
yapıyoruz.
İnsanlar ağaçları yedi. Yani Yemen halkının da yaklaşık on
iki yıldır maaş alamadığını biliyor musunuz?
Çünkü servetleri yurt dışına yağmalanıyor.
Bugün Suudi, Türkleri ve Türkiye'yi mezhepsel
kışkırtmalarda
kullanmaya çalıştığında da durum aynıdır.
Ayrıca Türkiye'yi hepimizin acısını çektiği Suriye'deki tekfirci
grupların toplandığı bir istihbarat yuvasına dönüşmeye zorlamaya çalışıyor.
Onları bugün topraklarımızdaki bir savaşa sürüklüyor.
Bu davranışlar kabul edilebilir mi?
Sizler halklar olarak ve hükümetiniz de bunun Allah katındaki sonuçlarını
düşünmüyor musunuz? Ve aynı zamanda bunun hukuki ve meşru her
düzeydeki sonuçlarını, yani bu öylece
karşılıksız kalmayacak. Bu yüzden biz hâlâ hükümet olarak
kendilerini
gözden geçirmelerini umut ediyoruz.
Türk halkına gelince, onların da hükümetleri üzerinde baskı
kuran bir halk olması ve onlara buranın Yemen olduğunu hatırlatması
gerekir. Yemen'e yapılan saldırının kendi
topraklarında olduğunu.
Çünkü tüm çatışma Yemen'de. Muhay Yemen'indir.
Babülmendeb Yemen'indir. Düşmanın bulunduğu tüm bölgeler
Yemen toprağıdır. Biz Suudi Arabistan'ın içindeki hiçbir
bölgede
bulunmuyoruz. Kendimizi savunmak hakkımız değil mi?
Kendimizi savunmak aynı zamanda bizim sorumluluğumuz değil mi?
Gerçek budur ve çatışmanın doğası da budur.
Karşı tarafın Suudi ile kendi topraklarında savaştığımızı
yansıtmasına izin vermeyin. Yani çatışmayı Haremeyni Şerifeyn'deki
kutsal mekanlar uğruna yapılıyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar.
Yemen'deki saldırılar, uçaklar yani yaklaşık iki
yüz elli bin sortie ile Yemenlileri bombaladı.
Çocukları ve kadınları öldürdü. Dünkü görüntülere bakın.
Yani savaşın doğasına bakın mesela.
Biz Suudi'ye karşı harekete geçtiğimizde çıkarları vuruyoruz.
Bizim tarafımızdan tek bir sivilin öldürüldüğü kayıtlara geçmedi.
Onlar ise sadece dünkü görüntülere bakın.
Maviye'deki pazarı bombaladıklarında çocukların ve kadınların
öldürülmesi ve o bombardıman ki daha öncesinde de Hudeyde'de.
Onun doğası bu. Düğün salonunu bombalamak, çocukları öldürmek.
Çatışmanın doğası bu. Bugün bizi kınayan biri çıkıyor.
Bugün çıkıp yani aynı zamanda bizi parmakla gösterip
saldırgan olduğumuzu, aynı zamanda kutsal mekanlara
saldırdığımızı
iddia edenler. Bu-bunların hepsi, yani insanların
görmesi gereken gerçekler. Bu söylemin insanlara gösterilmesi
gerekiyor. Suudi saldırganlığının gerçeği budur.
Yemen savaşında Suudi Arabistan'ın doğası bu.
Bu yüzden tekrar ediyoruz ve diyoruz ki bugün Suudi Arabistan'ın
müttefiki olduğunu ilan eden bu ülkelere çok bel bağlıyoruz.
Bununla birlikte bugün karşı tarafta tuhaf bir ittifak var.
Örneğin Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan ile bir ittifak
çağrısında
bulunuyor ve aynı zamanda dün, yani Abu Dabi ve Başbakan
aracılığıyla Siyonist varlıkla bir ittifaka girişiyor.
Aynı zamanda Amerikalılarla irtibat halinde Yemen'i bombalamak için
irtibat kuruyor. Ve bunun gibi şeyler. İttifakın gerçek şekli budur.
Bu yüzden onları ittifakın bir parçası olmalarını bir fırsat bilerek
aramızda bir barış sürecine girmeye ve saldırganın kim olduğunu görmeye davet
ediyoruz. İşte hükümetinizi buna davet ediyoruz.
Türk hükümetini bu şekilde olmaya davet ediyoruz.
Tekfirci unsurları Suriye'de devşirip bölgelerimize sürmeye değil,
istenen budur. Ve inşallah Türklerin eliyle bunu görmeyi
umuyoruz. Ayrıca Yemen'de de bir tecrübeleri var.
Bunu ciddi şekilde gözden geçirmeleri gerekir.
Sonuçta işler Suudi'nin sandığı gibi kalmayacak.
Yani Suudilerin sizi Yemen'de denediğiniz bir kareye
sürüklemesine izin vermeyin. Yemen'in kazanacağı, Yemen'in sömürgeciyi
kovacağı açıktır. Sömürgeci, sizin tecrübeniz buna tanıktır.
Hala aramızda bir barış merkezi olmanız konusunda size güveniyoruz.
Kimin saldırgan, kimin barış çağrısı yapan olduğunu
görmeniz için.
Siyonistleri davet eden ve Siyonist projenin bir parçası olan kimdir?
Peki ümmetin birliğini savunan kimdir?
Aynı zamanda yani tamamı siyasi ve
güvence veren mesajlar gönderiyor.
Örneğin bugün siz, yani Türkiye denizlerde
güvenli bir geçiş, barışçıl bir geçiş yapıyorsunuz.
Yani hiçbir rahatsızlık yok. Neden Yemen halkı ile karşı karşıya
geleceğiniz bir savaşa giriyorsunuz ve sonuçta.
Yani bunun ekonomik, siyasi veya ilişkiler açısından herhangi
bir etkisi.
Ayrıca Allah'tan gelecek bir ceza ve aynı zamanda hukuki ve şeri bir
sorumluluk var. Er ya da geç tüm saldırganların peşine
düşeceğiz.
Teşekkürler.
End of transcript · 984 words