Turkish → Arabic transcript
... سين. لا، ما لا أفهمه هو، طالما أن سرحات قد هددك، وطالما أنه سينتزع منك الزعامة،
madem ağalığı senin elinden alacak, bunu sen bana niye söylemiyorsun?
انظر، لقد تطور كل شيء بسرعة كبيرة.
لو كنت أعلم، هل كنت سآتي إلى هنا؟ بسببك أنت، لقد دُعيت إلى حفل زفاف زوجي السابق!
kocamın düğününe davet edildim ya.
نحن نحاول منع زواجهما، بينما هما يركضان نحو الزواج. ميليك، لا تقلقي.
سأحل كل شيء. بالضبط، بالتأكيد ستحله، بالتأكيد ستسويه. بهذا المعدل سيجعلوننا شهودًا.
kesin halledeceksin. Bu gidişle bizi şahit ederler. Bak, bana bak.
انظر، انظر إلي. إن لم ينفصلا، فسنكون نحن من ينفصل، هل فهمت؟
يكفي هذا القدر من العجز. هل فهمتني؟ يكفي.
أولًا دعني آخذ الزعامة من زيان هذا، وسأفرق بينكما أولًا. لن يقام هذا الزفاف.
طفل أخي سرحات لن يولد في عشيرة بنات آوى تلك. من تظن نفسك؟ من أنتِ لتتخذي
قرارًا كهذا… حسنًا يا ميليك. من أنتِ أصلاً؟
End of transcript · 147 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
...sin. Hayır, benim anlamadığım, madem Serhat seni tehdit etti, madem ağalığı senin elinden alacak, bunu sen bana niye söylemiyorsun? Bak, her şey çok ani gelişti. Ya ben bilsem buraya gelir miydim? Ben senin yüzünden eski kocamın düğününe davet edildim ya.
Ya biz bunların evliliğini engellemeye çalışıyoruz, koşarak evliliğe gidiyorlar. Melek, merak etme. Ben her şeyi çözeceğim. Aynen, kesin çözeceksin, kesin halledeceksin. Bu gidişle bizi şahit ederler. Bak, bana bak. Eğer bunlar ayrılmazsa ayrılan biz oluruz, anladın mı? Bu kadar beceriksizlik yeter. Anladın mı beni? Yeter.
Önce şu Ziyan'dan ağalığı alayım, önce sizi ayıracağım. Bu düğün olmayacak. Kardeşim Serhat'ın çocuğu o çakalların aşiretinde doğmayacak. Kimsin sen be? Sen kimsin böyle bir şeye karar vereb... Tamam Melek. Sen kimsin ya?