Transcript · Turkish → Spanish
Turkish → Spanish transcript
Y encima vas a disfrutar de tu cafecito, ¿eh?
Melek, no lo hagas. No te canses, ni me canses a mí. Déjalo ya. Anda, vete por tu camino.
¿Cómo sigo mi camino? Yıldız, ¿cómo sigo? ¿Me dejaste acaso un camino?
¿De verdad yo hice todo? ¿Soy yo la responsable de todo?
Mírate aunque sea una vez. Anda, si no es por ti, hazlo por tu criatura.
Melek, si no hubieras mentido, si no hubieras tramado cosas, ese anillo seguiría en tu dedo.
Yo no tengo que hacer nada. Tú sola te acabaste.
El matrimonio es cosa de dos. Deja de culpar a terceras personas.
Tú le diste tu palabra a Serhat, y él a ti.
Si su palabra fuera una sola, ni aunque el juerguista viniera con ustedes podría plantarme delante de ustedes.
Pero mírense. Mírate, y encima me das lecciones de matrimonio.
¿Qué sabes tú de matrimonio?
¡Basta!
¿Qué está pasando aquí?
No te preocupes en absoluto. No le hicimos nada a tu valiosa estrella. Mira, está allí, intacta.
¿Por qué estás provocando otra pelea, Melek? ¿Hizo algo a tu estrella?
¿Qué más va a hacer? ¿Qué va a hacer? Destruyó nuestro hogar.
Que nuestro hogar se haya destruido no tiene nada que ver con la estrella.
Muy ciego.
Si sigues comportándote así un poco más, tendrás que tomar otras medidas.
¿Ah, sí?
¿Qué vas a hacer?
End of transcript · 228 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Bir de kahve keyfi yapacaksın demek. Melek yapma. Yorma kendini beni de. Bırak haydi. Haydi yoluna git. Nasıl bakayım yoluma? Yıldız nasıl bakayım? Yol mu bıraktın? Ben mi yaptım her şeyi gerçekten? Her şeyin sorumlusu ben miyim? Ya bir dön kendine bak. Haydi kendin için değilse evladın için yap bunu ya.
Melek sen eğer yalan söylemeseydin, oyunlar çevirmeseydin parmağında hala yüzün olacaktı. Benim bir şey yapmama gerek yok. Sen kendi kendini bitirdin. Evlilik dediğin iki kişiliktir. Üçüncü kişileri suçlamayı bırak. Sen Serhat'tan söz vermişsin, o sana. Eğer sözünüz biri olsaydı, alemciyi almayan yanına gelse yine de karşınızda duramazdım.
Ya size bak be. Size bak bir de bana evlilik dersi veriyor. Sen evlilik hakkında ne biliyorsun ki? Yeter! Ne oluyor burada? Hiç merak etme. O kıymetli yıldızına hiçbir şey yapmadık. Bak sapasağlam duruyor orada.
Sen niye yine kavga çıkartıyorsun Melek? Bir şey mi yaptı yıldızına? Daha ne yapacak? Ne yapacak? Yuvamızı yıktı. Yuvamızın yıkılmasının yıldızla bir alakası yok. Çok kör. Eğer biraz daha böyle davranmaya devam edersen başka önlemler almak zorunda kalacaksın.
Öyle mi? Ne yapacaksın?