Transcripción turco → español
Hasta que encontremos al que dañó el honor, no son dos ojos, son cuatro ojos, ¿vale?, cuatro ojos.
Oh, ven, ven, señora Melek, ven. Bienvenida, bienvenida.
¿Qué está pasando aquí?
Anda, pasa por aquí, que el señor Dalyan tiene cosas que hablar contigo.
¿El Ağa?
Sí, cariño, el Ağa, el señor Dalyan, yo. ¿No te gusté?
Oigan, voy a preguntarles algo. ¿Tú quién te crees que eres, eh?
¿Por qué vas y te quejas con Yıldız?
O sea, yo no sé quejarme.
Fui por tu culpa, di declaración en la comisaría.
Es una vergüenza.
Mira, te lo digo, de ahora en adelante no te vas a meter en los asuntos del Ağa.
Nadie puede decirme qué voy a hacer y qué no voy a hacer.
¿Ah, sí dices?
Señora Melek, no me importa recomendaciones ni nada, te dejo en la calle, ¿eh?
Yo no recomiendo a Emin.
Fin de la transcripción · 147 palabras · traducción automática
Transcripción original (turco)
Şeref sıkanı bulana kadar, iki göz değil, dört göz, tamam mı, dört göz. Oo, gel gel Melek Hanım, gel. Hoş geldin, hoş geldin. Ne oluyor burada? Hele geç şöyle de, Dalyan Ağa'nın seninle konuşacakları var. Ağa mı?
Evet canım, Ağa, Dalyan Ağa, ben. Beğenemedin mi? Ya size bir şey soracağım. Sen kendini ne sanıyorsun, ha? Niye gidiyorsun Yıldız'a şikayet ediyorsun? Yani ben bilmiyorum şikayet etmeyi. Ya senin yüzünden gittim, karakoldan ifade verdim.
Ayıptır ya. Bak, size diyorum, bundan sonra Ağa'nın işine karışmayacaksın. Kimse bana ne yapıp, ne yapmayacağımı söyleyemez. Öyle mi diyorsun? Melek Hanım, temine memine dinlemem, seni kapının önüne koyarım ha.
Ben Emin'i tavsiye etmem.