Transcript · Turkish → Spanish
Turkish → Spanish transcript
Quise celebrar
a tu manera
como tú entiendes. Felicidades. Has logrado tu deseo. ¿Quién
es esa señora?
Es la exesposa de Serhat. Mientras estaba casado con ella, también
se casó con tu chica. Luego ellos se hicieron enemigos.
Luego resultó que eran hermanos. Luego, al parecer, no
eran hermanos. Y después ya, líos y más líos.
Que te lo cuente tu chica, así tienen su ratito de madre e hija
ustedes. No se preocupen, no tengo intención de interrumpir su ceremonia
no vine. Tú solo querías acorralarme para
traer de vuelta esta maldita mansión, por eso metiste
a Ziyan Ağa en la cárcel. Pero no va a ser como tú quieres.
No vas a poder acorralarme. Él está ahí dentro
para pagar por lo que hizo, ángel.
Si en esta mansión todos pagaran por lo que hicieron,
no quedaría ni una sola persona. Y tú no vas a
denunciar a Ziyan Ağa. Yo ya iba a hablar. No te metas.
Suelta. ¿Así ibas a hablar?
¿Viniste aquí a hablar o a celebrar
qué?
¿Para eso viniste?
¿Viniste para hablar conmigo?
¿Por eso me llamaste hoy?
¿Es eso, eh?
Eso no va a pasar. Eso no va a pasar,
pagará por todo lo que hizo. Yıldız. Él
me robó la vida, tú también lo sabes. Eso
no va a pasar. No, no lo hagas, por lo que más quieras,
mira, no lo hagas. Lo que digas, tienes razón. Uno
se avergüenza de llamar padre a este hombre, mira, tienes razón. Pero
hermano, no lo hagas, por Dios, no lo hagas. Si tú
estuvieras en el lugar de este hombre, ¿qué harías?
Mira, todos van a reclamar ese lugar. Mira,
hermano. Yıldız, se va a derramar sangre, mira, se va a derramar mucha sangre.
Olvídate de mí, olvídate de los demás, piensa en
tus hermanos. Yıldız, piensa en tus sobrinos. Yıldız,
no denuncies. Te lo suplico, por mí, no lo hagas,
hermano, no lo hagas. Está bien. Soy denunciante.
No voy a ir, está bien, ya. Va, el asunto se resolvió
Vamos. No se metan en mi vida. Lo que
sea, arréglenlo ustedes.
End of transcript · 351 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Sizin anladığınız tarzda kutlamak istedim. Tebrikler. Muradınıza ermişsiniz. Kim o hanımefendi? Bu Serhat'ın eski karısı. Bununla evliyken senin
kızla da evlendi. Sonra bunlar düşman oldular. Sonra kardeş çıktılar. Sonra meğerse kardeş değillermiş. Ondan sonra işte olaylar olaylar. Senin kız sana anlatsın, anne kız zamanı yaparsınız işte. Hiç merak etmeyin, töreninizi bölmeye
gelmedim. Sen sırf beni köşeye sıkıştırıp bu lanet konağı geri getirmek için Ziyan Ağa'yı içeri attırdın. Ama istediğin gibi olmayacak. Beni köşeye sıkıştıramayacaksın. O yaptıklarının cezasını çekmek için içeride, melek.
Bu konakta herkes yaptığının cezasını çekseydi eğer, tek bir kişi kalmazdı. Sen de Ziyan Ağa hakkında şikayetçi olmayacaksın. Ben konuşacaktım zaten. Araya girme. Bırak. Böyle mi konuşacaktın? Konuşmaya mı geldin buraya yoksa kutlama yapmaya
mı? Bunun için mi geldin? Benimle konuşmak için mi geldin? Ondan mı aradın beni bugün? Budur ha?
Öyle bir şey olmayacak. Öyle bir şey olmayacak, o ne yaptıysa cezasını çekecek. Yıldız. O benim hayatımı çaldı, bunu sen de biliyorsun. Öyle bir şey olmayacak. Yok, yapma, kurbanın olayım bak, yapma. Ya sen ne desen haklısın. Ulan insan
bu adama baba demeye utanır, bak haklısın. Ama abim yapma, Allah için yapma ya. Ya sen bu adamın yerinde ne edersin? Bak herkes hak isteyecek ha o yer için. Bak abim. Yıldız kan dökülecek, bak çok kan dökülecek.
Ya beni bırak, ya onu bunu bırak, sen kardeşlerini düşün. Yıldız yeğenlerini düşün. Yıldız şikayet etme. Kurbanın olayım bak benim için bak, etme abim yapma ya. Tamam. Şikayetçi olmayacağım, tamam hadi. Hadi, mevzu çözüldü
hadi. Benim hayatıma karışmayın. Ne haliniz varsa görün.