Transcript · Turkish → English
Defense Industry Collaboration in Africa
You bought the UCAV, you fly it.
You use it in operations.
From it, let's say, you fire the ammunition produced by Roketsan.
From TB2, or Akıncı, or Aksungur, or Anka.
You fire this ammunition,
you provide feedback on the ammunition,
and you provide feedback on the aircraft.
And under combat conditions, all systems update themselves.
And you reach a point we call product perfection.
When someone else buys your product,
it has actually been tested in at least 1,000 operations, firing ammunition,
hitting the target it fired at, with none of the aircraft's
systems having any issues,
a system emerges with no issues between its payload and the aircraft,
with fully well- written interfaces,
and excellent hardware and software.
Likewise, for these other, uh, fire support elements, namely artillery units,
tank units, uh, in particular, electronic warfare units…
Many countries from Africa want to buy defense industry products from you,
they want to cooperate on defense,
they want to conduct military exercises and want you to stand by them in the fight
against terrorism. This group is steadily growing.
- Isn't that a matter of diplomacy? Your area, in other words.
Does the man, the country in Africa, contact you…
- Well, it's like this, our military elements,
uh, get political guidance before they actually take action.
Meaning, should we take
such action here or not? Now, we gather this data and look at it within the overall
big political picture. And we, uh, clearly see this here increasingly: Now, Defense
industry and defense cooperation are an indispensable foreign policy area for us,
just like trade. - Is it just your area, or also your asset? I mean…- A huge asset.
I mean, a huge asset.
I mean, this, uh, is an area that gains us serious ground.
I mean, when you go to a country,
you don't just demand a market from them.
They say," Look, I have terrorists here,
and organized crime groups I can't cope with." Look, Mr. Ahmet Hakan, we…
- Are they saying," Give me,
sell me products of your defense industry"?
Like," I have terror here," right?- Of course, of course.
I mean, there are countries in Africa whose national security
architecture changed with the six UCAVs you provided.
We experienced this ourselves.
Let's say, uh, if the UCAVs had arrived much earlier, Um,
if we had possessed imagery intelligence and aerial intervention
capabilities earlier,
we would have had the opportunity to get rid of this scourge of terrorism sooner.
But, um,
really, um, because countries that know this don't provide it, even if they are
your ally. America didn't give it to us. Israel, um, had sold it many years ago.
It was used for a while, then it didn't work out.
Until Baykar introduced the TB2s into the system, meaning, we
didn't have such a capability.
End of transcript · 471 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
SİHA'yı aldınız, uçuruyorsunuz. Operasyonda kullanıyorsunuz. Ondan, eee, diyelim, eee, Roketsan'ın ürettiği mühimmatı atıyorsunuz. TB2'den veya Akıncı'dan veya Aksungur'dan veya Anka'dan. Eee, bu gelen mühimmatı atıyorsunuz, işte mühimmata ilişkin geri besleme yapıyorsunuz, uçaklara ilişkin geri besleme yapıyorsunuz. Eee, bu gelen mühimmatı atıyorsunuz, işte mühimmata ilişkin geri besleme yapıyorsunuz, uçaklara ilişkin geri besleme yapıyorsunuz.
Ve uçak harp şartlarında, eee, bütün sistemler kendilerini güncelliyor. Ve ürün mükemmelleştirmesi dediğimiz bir ana ulaşıyorsunuz. Başkası sizin ürününüzü aldığı zaman aslında en az 1000 operasyonda denenmiş, eee, mühimmat atma, mühimmatı attığı hedefi vuran, uçağın hiçbir sistemi sıkıntısı olmadan şey yapan, eee, payload'uyla, eee, uçak arasında hiçbir sorunu olmayan, arayüzleri tamamıyla iyi yazılmış, donanımı yazılımı iyi bir, eee, sistem ortaya çıkıyor.
Aynı şekilde bu diğer, eee, ateş destek unsurları için de, yani başta topçu üniteleri, tank üniteleri, eee, olmak üzere, elektronik harp üniteleri... Afrika'dan birçok ülke sizden savunma sanayii ürünü almak istiyor, savunma iş birliği yapmak istiyor, askeri tatbikat yapmak istiyor ve terörle mücadelede yanınızda olmanızı istiyor. Giderek bu küme artıyor.
- O da diplomasinin konusu değil mi? Sizin konunuz yani. Afrika'daki adam, ülke sizinle temas kurarak mı... - Eee, şöyle yani, askeri bir unsurlarımız, eee, fiiliyatta harekete geçmeden önce siyasi görüş alıyorlar. Yani biz burada böyle bir hareketi yapmalı mıyız, yapmamalı mıyız? Biz de, eee, burada açıkçası şunu görüyoruz artan bir şekilde: Artık, savunma sanayii ve savunma iş birliği bizim vazgeçilmez bir dış politika alanımız, tıpkı ticaret gibi.
- Sadece alanınız mı, asetiniz de mi? Yani... - Çok büyük aset. Yani çok büyük aset. Yani bu, eee, bizde çok ciddi alan ilerleten bir yer. Yani bu, eee, bizde çok ciddi alan ilerleten bir yer. Yani siz bir ülkeye gittiğiniz zaman sadece oradan pazar talep etmiyorsunuz. Adam diyor ki: "Ya benim burada teröristim var, baş edemediğim organize suç örgütleri var."
- "Bana, eee, savunma sanayiinin, sanayinizin ürünlerinden verin, satın" mı diyor? Mesela "Var benim burada terör" bunu diyor değil mi yani? - Tabii, tabii. - "Bana, eee, savunma sanayiinin, sanayinizin ürünlerinden verin, satın" mı diyor? Mesela "Var benim burada terör" bunu diyor değil mi yani? - Tabii, tabii. Yani sizin verdiğiniz altı SİHA'yla, yani milli güvenlik mimarisi değişen ülkeler var Afrika'da. Biz bunu kendimiz yaşadık. Diyelim, eee, SİHA'lar çok daha erken gelselerdi, eee, biz, eee, görüntü istihbaratına ve havadan müdahale imkanlarına daha erkenden sahip olsaydık,
daha erken bu terör illetinden kurtulma imkanımız olacaktı. daha erken bu terör illetinden kurtulma imkanımız olacaktı. Ama, eee, gerçekten, eee, Ama, eee, gerçekten, eee, İsrail, eee, satmıştı uzun yıllar önce. Bir müddet kullanıldı, sonra şey olmadı.
Ta ki Baykar, TB2'leri sisteme sokana kadar, yani böyle bir yeteneğimiz bizim olmadı.