Persian → Turkish transcript
Hanımefendi, sizin mesleğiniz ne?
Ben modelim ve Türkiye’de yaşıyordum.
Yani artık Türkiye’de yaşamıyor musunuz? Ülkem için ve liderim için bir karar
verdim İran için oluşan bu koşullarda,
tek ülkem için yapabileceğim şeyi yapmaya karar verdim, İran’a gelip halkın
yanında olmaya. Piercingle mi geldiniz buraya, bir şey olmuyor mu?
Ters ters bakmıyorlar mı? Hiç, hiç. Hiç ters ters bakmıyorlar mı? Hiç mi? Hiç,
o kadar nazik davranıyorlar ki bana ki ben hatta şaşırdım, bu insanlar ne kadar
da nazikler. Şu an o kadar çok çarşaflı başörtülü arkadaş edindim ki.
Hacı hanım, selam, buyurun buyurun, sizce bunlar gelir mi? Ben onları çok seviyorum.
Siz de artık onlara uyarıda bulunun. Biz işin o kısmında değiliz,
hesabı kitabı yapan biri başkası. Hiç rahatsız olmuyor musunuz?
Belki İmam Zaman
gelir de ben
onun peşinden
böyle koşarım.
End of transcript · 131 words · machine translated
Original transcript (Persian)
خانم شما شغلتون چیه؟ من مدل هستم و در ترکیه زندگی میکردم. یعنی الان دیگه ترکیه زندگی نمیکنید؟ من به خاطر کشورم و به خاطر رهبرم تصمیم گرفتم تو این شرایطی که برای ایران به وجود اومده تنها کاری که بتونم برای کشورم بکنم تصمیم گرفتم که
بیام ایران و در کنار مردم باشم. با پیرسینگ اومدین اینجا چیزی نمیشه؟ چپ چپ نگاه نمیکنن؟ اصلاً، اصلاً. اصلاً چپ چپ نگاه نمیکنن؟ هیچی؟ هیچی، انقدر باهام مهربون برخورد میکنن که من حتی خودم تعجب کردم که چقدر این انسانها انقدر مهربونن.
من انقدر دوستای چادری الان پیدا کردم. حاج خانم سلام، بیاین بیاین، نظرتون چیه اینا میان؟ من خیلی دوستشون دارم. شما تذکر بدین بهشون دیگه. ما کارهای نیستیم، اونی که حساب کتاب میکنه یکی دیگهست. اصلاً ناراحت نمیشین؟ شاید امام زمان
بیاد من دنبال این بدوم.