Transcript · Turkish → English
Turkish → English transcript
Yes, guys, now I’m going to show you the gift my boyfriend
He got a heart- shaped pillow like this. A candle.
Mum.
I mean, I don’t know if I even need to explain this, but… He got this.
Bunu almış.
He got a necklace that
smells like metal. Now you’re going to say that a gift isn’t about being cheap or
expensive, it’s not about good or bad, what matters is the thought. No, guys.
I am a twenty- two- year- old woman,
I am a twenty- two- year- old woman,
and this gift he sent me is like what ten- year- old,
doğum gününde aldıkları hediyelerden.
So is this the gift he considers worthy of me? Am I this cheap? Am I this simple?
Ben bu kadar ucuz muyum? Ben bu kadar basit miyim?
I see this gift as a huge disrespect to myself. Because I value myself.
Çünkü ben kendime değer veriyorum.
But looking at the situation, that person does not value me. I know this
Ben bunu bilir, bunu söylerim.
End of transcript · 174 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Evet arkadaşlar, şimdi size erkek arkadaşımın benim için sevgililer gününde aldığı hediyeyi göstereceğim. Böyle bir kalpli yastık almış. Mum. Yani anlatmama gerek var mı bilmiyorum ama... Bunu almış.
Demir kokan bir kolye almış. Şimdi diyeceksiniz ki hediyenin ucuzu pahalısı olmaz, iyisi kötüsü olmaz, önemli olan düşünmesi. Değil arkadaşlar. Ben 22 yaşında bir kadınım ve bana bu gönderilen hediye
10 yaşında, 12 yaşındaki çocukların birbirine sevgililer gününde, doğum gününde aldıkları hediyelerden. Yani bu hediyeyi mi bana layık görüyor? Ben bu kadar ucuz muyum? Ben bu kadar basit miyim? Ben bu hediyeyi kendime çok büyük bir saygısızlık olarak görüyorum.
Çünkü ben kendime değer veriyorum. Ama duruma bakılırsa o insan bana değer vermiyor. Ben bunu bilir, bunu söylerim.