Transcript · Arabic → Turkish
Arabic → Turkish transcript
Allah, şu nesil… nesil…
Siz diyorsunuz ya buradakiler DEAŞ nesli diye, bu nesil birbirinden öğrendi,
Birbirinden öğrendi. Güçlü olan zayıftan öğrendi, birbirlerine benzediler,
birbirlerinin fikirlerini öğrenmeye başladılar. Yani toplumla
kaynaşmazlarsa bu nesil aynı fikirlerde kalacak, hocam. Yorgun, bozuk fikirler,
Okumaya gitmezlerse, çalışmazlarsa,
kendi ayakları üstünde durmazlarsa… Hayatlarını yaşasınlar,
bizim de yaşama hakkımız var. Bizim ne suçumuz var ki bu yola girdik,
çünkü kadın olduğumuz için ezildik. Ne suçumuz var, Bu bizim suçumuz değil.
Ben Suriyeli bir
vatandaşım, bu kamp insan dolu, canavar değil.
Yedi sene oldu biz Suriyeliler hapis kaldık,
bir bakıyorsun kimlik istiyorlar, bir bakıyorsun belge istiyorlar,
Üstümüze kampanyalar açtılar, bizi soydular.
Neden insanlara bizim DEAŞ’çı olduğumuz fikrini vermek istiyorlar?
Biz DEAŞ’çı değiliz. Biz sivilleriz, benim ne suçum var kocam DEAŞ’çıydı diye?
Benim ne alakam var onunla?
Ben onu istemiyorum, çıkmak istiyorum, çıkmak… Yeter… yeter… bitti.
End of transcript · 137 words · machine translated
Original transcript (Arabic)
الله هاد الجيل.. الجيل.. أنتو عم تقولوا هون جيل دواعش مو؟ هاد الجيل تعلم من بعضه، الله هاد الجيل.. الجيل.. أنتو عم تقولوا هون جيل دواعش مو؟ هاد الجيل تعلم من بعضه، تعلم من بعضه. الشديد تعلم من الرخو، صاروا متل بعضهم، صاروا يتعلموا أفكار بعضهم. يعني إذا ما اندمجوا مع المجتمع رح يضل الجيل نفس الأفكار يا أستاذ. أفكار تعبانة، إذا ما راحوا درسوا، اشتغلوا، اعتمدوا على نفسهم. عاشوا حياتهم، حقنا بالحياة.
نحنا ما هو ذنبنا لأني مشينا هاد الطريق لأني نساء استضعفنا. ما هو ذنبنا، هاد ما هو ذنبنا. أنا مواطن سوري، هاد المخيم بني آدمين ما هو وحوش. صار سبع سنين نحنا محبوسين سوريين، ساع يطلبوا منا هويات، ساع يطلبوا منا إثباتات، محبوسين سوريين، ساع يطلبوا منا هويات، ساع يطلبوا منا إثباتات، فتحوا علينا حملات سرقونا. ليش بدن يوصلوا الفكرة علينا إنو نحنا دواعش؟
ما إنا دواعش نحنا. نحنا مدنيين، أنا إيش ذنبي زوجي كان داعشي؟ أنا إيش إلي علاقة فيه؟ أنا ما بدي ياه، أنا بدي أطلع، بدي... حاج.. حاج.. خلص.