Transcript · Turkish → English
Dialogue Between Friends in a Casual Setting
To visit me?
They came. Of course they would.
They were here every day, but they can't come inside.
Because there was only one visitor allowed.
And I fought tooth and nail to get it.
I see.
So where are our people, then?
They're around here. Our people.
Good God. Good God.
Man, we've been brothers for years, and with us here, Alina, really?
I swear, brother, with you here, it's 100 percent Alina.
You've all become finders keepers, huh?
What did you talk to my wife about, man? What's going on?
Man, don't make me talk now. If she needs the bathroom, is Alina going to take her?
I'll take her.
Man, you said your brother would be the companion.
He's man enough to talk, man. He can take care of himself. Why is it up to you?
Man, why are you snapping at me to my face?
Pray I don't smash your face in, you hear me,
Sadi.
Man—
End of transcript · 161 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Beni mi ziyarete? Ya geldiler. Gelmez olurlar mı hiç? Her gün de buradalardı ama içeri giremiyorlar. Çünkü tek bir ziyaretçi hakkı vardı. Ben de onu savaşarak ve söke söke aldım.
Anladım. E bizimkiler nerede o zaman? Buralardalar. Bizimkiler. Tövbe tövbe. Tövbe tövbe. Oğlum bunca yıllık kardeşiz biz varken Alina mı yani gerçekten?
Vallahi kardeşim, sen varken yüzde yüz Alina. Hepiniz buldumcu kaldınız ya. Ne konuştun lan karımla? Hayırdır? Oğlum şimdi konuşturma beni. Tuvalete gitse Alina mı götürecek? Ben götüreceğim.
Oğlum refakatçi deedin kardeşine lan. Konuşacak kadar adam lan. Bakar başının çaresine. Sana mı kaldı? Oğlum sen niye yüzüme yüzüme tersliyorsun lan beni? Sen dua et, daha ağzını yüzünü eline vermiyorum senin ha Sadi.
Oğlum-