turkish → English transcript
I love Tariq ibn Ziyad, Tariq ibn Ziyad.
You told me, 'Who is the man you love most, Tariq?'
The matter of the saint is not Bayezid.
The person I love most, Tariq, is one—my mother.
Tariq ibn Ziyad.
Either there is Fatih, or there is Allah’s acceptance.
There is Fatih who found the Prophet’s tale for the mosque.
The one you love most is Tariq ibn Ziyad.
When Tariq ibn Ziyad landed in Spain,
he ordered the ships they used to land in Spain to be burned.
The soldiers said, 'Behind you is the deep; in front of you, the enemy.'
Your ships have burned.
Either you will die, or by entering here you will die.
This resolve bestowed mercy of Islam on Spain for 870 years.
The Ottomans said the same.
Either you will die, or you will win.
Without having won, to the rear—ha, come.
Let it be so, please—without having won.
Subtitles: M.K.
End of transcript · 160 words · machine translated
Original transcript (turkish)
Tarık Bin Ziyad'ı severim, Tarık Bin Ziyad'ı. Bana dediniz ki, Tarık'ı en sevdiğin adam kimdir? Evliya Mevzu Bayezid değil. Tarık'ı en sevdiğim adam bir anamdır. Tarık Bin Ziyad.
Ya Fatih var, ya Allah Kabulü var. Peygamber'in mescide masalını bulmuş Fatih var. Senin en sevdiğin Tarık Bin Ziyad. Tarık Bin Ziyad, İspanya'ya çıktığı zaman, emir verdiği İspanya'ya çıkmalarında kullandıkları gemiler yaktı.
Askerler dedi ki, arkanız derin, önünüz düşman. Gemileriniz yanmış. Ya öleceksiniz, ya buraya girerak ölüneceksiniz. Şu kararlılık, 870 sene İspanya'yı Müslümanlığa rahmet etti. Osmanlı da böyle dedi.
Ya öleceksin, ya kazanırsın. Kazanmamış geriye, ha gel. Öyle olur lütfen, kazanmamış. Altyazı M.K.