Turkish → English transcript
Is everything okay, son? Kenan kidnapped
Is everything okay, son? Kenan kidnapped
The opportunity came
Hep senin hırsız yüzünden... Senin bu Serhat
look what state we're in.
We're locked up in some godforsaken place.
If there's anyone among us who made Serhat a thief, it's you. Let me remind you,
Serhat is the father of the child in my womb. Do you understand?
Serhat is the father of the child in my womb. Do you understand?
If you had gone with your mother when she tried to take you to Istanbul,
we wouldn't be in this situation right now.
we wouldn't be in this situation right now.
tuzağa düşürecek kadar nereden tanıyorsun?
Aytun Taşcan, right? Of course, Aytun Taşcan. Of course, you and my mother...
Tabii Aytun Taşcan, tabii annemle siz... Siz
You God knows how many times you plotted behind my back.
That's how you know Kenan too. That's right, isn't it?
Of course, all of you already have the same goal. To... Taking it from Urfa,
packaging it, and boom, sending it to Istanbul.
Your mother is a very smart woman, you know?
I wish you could have been as smart as her.
If you had even a tiny shred of intelligence in you...
when your mother first tried to take you, you would have gone to Istanbul,
and you wouldn't have put us in this situation.
You are the only one to blame for this. And when we get out of here,
you will account for everything to Serhat, one by one. I will, exactly.
aynen. Ne yapıyorsun?
I'm looking for a way out. Don't. Don't, girl, don't,
you'll make the men angry, don't. What should I do,
Melek? Should I just sit here with you?
Instead of breathing the same air as you, I'd rather go and look, maybe
bir çıkış yolu vardır belki. Yok.
Yok, her yer kapalı, duvar, her yerde parmaklık
We can't go anywhere from here. No. Me... Oh, look at me, Melek.
Look, tomorrow I have the university entrance exam. If I can't take that exam,
sınavım var. Hele ben o sınava bir giremeyeyim,
Then I won't care about the baby in your belly either. What will you do?
What will you do? Look, don't push your luck. Don't push it, or I'll push back,
What will you do? Look, don't push your luck. Don't push it, or I'll push back,
that grim father of yours you hide behind... ...
and Yıldız, that monument of politeness, aren't here. That grim man... ...
acted as a father to you for years. That woman you call...
... a monument of politeness... Watch your words. Hey! What? What's going on?
Ne?
Ne oluyor ya?
Your voices can be heard from all the way outside. I'm very hungry,
I urgently need to eat something. Just because you're hungry,
I can't send my men outside and put them in danger, I can't. Got it? You will wait.
atamam. Tamam mı?
Quiet! Honestly, I can't wait for anything,
Quiet! Honestly, I can't wait for anything,
şey yemem lazım. Koş bak bakalım tatlı kız,
if there's anything to eat in the kitchen. Come on, hurry up. What are you
Hadi çabuk ol hadi. Ne bakıyorsun hadi?
looking from there, do I look like a foolish boy to you?
You don't have your servants either, get up and look yourself, what do I care?
You don't have your servants either, get up and look yourself, what do I care?
What are you doing? This baby in your womb is as important to me as it is to you.
What are you doing? This baby in your womb is as important to me as it is to you.
Do you know why?
Because if anything happens to this baby… Serhat will marry someone
senin yerine başkasıyla evlenir. Koş.
End of transcript · 634 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Hayırdır oğlum? Kenan, Yıldız'la Melike'yi kaçırmış. Fırsat ayağımıza geldi. Hay Allah. Hep senin hırsız yüzünden... Senin bu Serhat hırsızı yüzünden bak ne haldeyiz. Bak telefonumuz,
hiçbir şeyimiz yok. Neyidüğü belirsiz bir yerde kapandık kaldık. Aramızda Serhat'ı hırsız yapan biri varsa o da sensin. Bak hatırlatırım, benim karnımdaki çocuğun babası Serhat. Anladın mı? Eğer sen, senin o annen seni İstanbul'a götürmeye
çalıştığında onunla beraber gitseydin şu an burada bu durumda olmazdık. Ya sen Kenan'ı beni tuzağa düşürecek kadar nereden tanıyorsun? Aytun Taşcan, değil mi? Tabii Aytun Taşcan, tabii annemle siz... Siz
Allah bilir benim arkamdan kaç kere iş çevirdiniz. Kenan'ı da oradan tanıyorsun. Öyle, öyle ya. Tabii hepinizin zaten ortak isteği aynı. Beni Urfa'dan alıp paketleyip hop İstanbul'a göndermek. Annen çok zeki bir kadın biliyor musun?
Keşke sen de onun gibi zeki olabilseydin. Şu kadar zeka kırıntısı olsaydı sende... annen seni ilk götürmeye çalıştığında İstanbul'a giderdin, bizi de bu duruma düşürmezdin. Bunların tek suçlusu sensin. Buradan çıkınca da Serhat'a
her şeyin hesabını tek tek vereceksin. Veririm, aynen. Ne yapıyorsun? Çıkış yolu bakıyorum. Yapma. Yapma kızım yapma, adamları kızdıracaksın yapma. Ne yapayım Melek? Oturayım mı burada seninle?
Aynı havayı seninle soluyacağıma giderim bakarım bir çıkış yolu vardır belki. Yok. Yok, her yer kapalı, duvar, her yerde parmaklık var. Hiçbir yere gidemeyiz buradan. Yok. Beni... Of, bana bak Melek. Bak benim yarın üniversite
sınavım var. Hele ben o sınava bir giremeyeyim, o zaman karnındakini de dinlemem. Ne yaparsın? Ne yaparsın? Bak kaşınma. Bak kaşınma, kaşınırım bak yapma. Burada senin arkana saklandığın o Nemrut babanla
Kibar abidesi Yıldız'ın yok. O Nemrut adam sana senelerce babalık yaptı. O Kibar abidesi dediğin kadın... Sen sözlerine dikkat et. Hey! Ne? Ne oluyor ya?
Sesiniz ta dışarıdan duyuluyor. Ben çok acıktım, acilen bir şey yemem gerekiyor. Sen acıktın diye ben adamlarımı dışarı gönderip tehlikeye atamam. Tamam mı? Bekleyeceksin. Sessiz!
Valla hiçbir şey bekleyemem, benim acilen bir şey yemem lazım. Koş bak bakalım tatlı kız, mutfakta yiyecek bir şeyler var mıymış? Hadi çabuk ol hadi. Ne bakıyorsun hadi? De oradan buraya bakılınca orada alık oğlana
mı benziyorum? Hizmetçilerin de yok, kalk kendin bak bana ne. Sen ne yapıyorsun? Bu karnındaki bebek benim için önemli olduğu kadar senin için de önemli. Neden biliyor musun?
Çünkü eğer bu bebeğe bir şey olursa... Serhat senin yerine başkasıyla evlenir. Koş.