Göbeklitepe'de Kazılar Neden Durdu? Koruma ve Turizm Tartışması
Hiç kazılmıyor. Zaten tuhaflıklar burada başlıyor.
Neden böyle?
Şimdi sıkı durun, şok geçireceksiniz.
Göbeklitepe'de günümüzde yapılması öngörülen bir kazı yok.
Göbeklitepe'nin gelecek nesillere bırakabileceği konusunda fikir
birliğine varılmış ancak komşu Karahan Tepe'deki kazılara daha
fazla odaklanılacağı belirtiliyor. Kazı yok. Bu nasıl olur?
"Göbeklitepe gelecek nesillere bırakılacak" lafı nasıl izah
edilebilir? Yetkililer kazıların tamamını gelecek
nesillere aktarmayı
tercih etmiş ve alanın korunmasına ve burada turizm altyapısı
kurulmasına karar vermişler. Bunun için tanınmış bir firmaya iş
havale edilmiş. Bu firma ile 2016 yılında bir ortaklık
anlaşması yapılmış. Firma hatırı sayılır bir sponsorluk
yapmış.
Tam on beş milyon dolar ödemiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu
ortaklığı yirmi yıllığına hazırlamış.
Gelin şimdi daha rahatsız edici olaylara bakalım.
Bu anlaşmanın yapıldığı 2016 yılından bugüne neler
yaşandı? Anlaşmaya uygun olarak yirmi yıllık
ortaklığın ilk
adımları turizm ve koruma için altyapının oluşturulmasıydı.
Bu altyapı, hava koşullarının ve diğer etmenlerin
açıkta kalan bu
alanı etkilemesini önlemek için koruyucu çatılar yapılması
hakkındaydı. Bu çatının temelini ve destek kirişlerini
oluşturan
yapı direkleri kelimenin tam anlamıyla sitenin merkezine
saplanmış durumda. Bunun yapılmasına neden izin verilir ki?
Bu çatının sili de tamamen hatalı veya bilerek böyle yapılmış.
Tam göbekte bulunan daireleri gözlemleme için yapılmış bu çelik ve
ahşaptan platform öyle konmuş ki tam bir gözlemleme
yapılamıyor. Ama bundan daha vahimi, platform doğrudan alanın
henüz kazılmamış bölümlerinin üzerine oturduğu için alanın
tam anlamıyla kazılmasını engellediğini açıkça görmekteyiz.
Bu platform videonun başında sizlere bahsettiğim yer radarı ile
yıllar önce tespit edilmiş gömülü sütunların ve odaların olduğu
alanların tam üstüne konmuş durumda.
Yani artık açamazsınız o bölümleri.
Şimdi yine üzücü bir detay verelim.
Burada 2004 yılına ait bir fotoğrafa bakıyoruz.
Şimdi de günümüz fotoğrafına bakın.
Sanki bir şeyler hiç açılmasın dercesine ağaçlandırma yapılmış.
Bildiğimiz meyve bahçeleri dikilmiş. Meyveleri toplayıp satmayı mı
düşünüyorlar?
Sit alanının üzerine neden ağaçlandırma yapılsın ki?
Merkeze bu kadar yakın bir yerin altında çok şey olabileceğini söylemek
için arkeolog olmaya gerek yok. Göbeklitepe'yi keşfeden ve
kazı çalışmalarını yıllarca yürüten Klaus Schmidt 2014 yılında
vefat etti. Klaus Schmidt'in eşi Türk kökenli bir
arkeologdur.
Çiğdem Köksal Schmidt'i 2018 yılında Göbeklitepe'nin
yeni bölümlerinin hatta açıkça söyleyeyim tesislerinin açılışına davet etmişler.
Açılışa katılan Çiğdem Schmidt, Göbeklitepe'yi ziyaret ettiğinde iş
makinelerinin, asfalt yolların ve beton kaldırımların bu
antik alanın bazı kısımlarını tahrip ettiğini görünce çok
üzülmüş ve durumu derhal rapor etmiş.
Çiğdem Hanım, "Bu yapılanlara onlar yol diyor, ben yıkım
diyorum." diyor. Eşi Klaus'un Göbeklitepe'yi yok edeceğini
bildiği için
bunu istemediğini ve hep engellediğini hatırlatıyor.
Bu arada bir fitnelik yapayıp bu küresel güçler işlerini engelleyenleri
ortadan kaldırmakla ünlüdür. Bunu kanalın takipçileri iyi bilirler.
Koruyucu çatı inşasının bir parçası olarak ahşap yürüyüş yolunun bazı
kısımlarının daha sonra geri konulacağı varsayımıyla
kaldırıldığını ancak şimdi bunun yerine kalıcı bir beton yürüyüş
yolu inşa ettiklerini görünce Çiğdem Hanım çıldırmış.
Çiğdem Schmidt Instagram hesabından yaşananların fotoğraflarını paylaşmış.
Fotoğraflar internette dolaşmaya başlayınca kamuoyunda büyük bir öfke
oluşmuştu.
Aranızda bunu hatırlayanlar olabilir.
Bunun üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı bir açıklama yayınlayarak orada sadece iş
makinelerinin kullanıldığını belirtti ve beton ya da asfalt
kullanıldığını kesin bir dille yalanladı.
Bakanlık, herhangi bir tarihi varlığın zarar gördüğü
iddialarını
şiddetle reddetti. Ne inkar edilirse edilsin
Göbeklitepe orada duruyor. Gidin siz bakın durum nedir diye.
Dokuz yüz metre beton yürüyüş yolu yapıldı ve altındaki temel
yaklaşık bir karış taşla döşendi ve ardından bordürlerin
altına tekrar harç eklendi. Bu aleni bir şekilde orada
duruyor. Sit alanını en az kırk kez ziyaret ettim.
Fotoğraflara bakın. Buradaki tesisleşmedeki koruyucu bariyer,
çatı,
asfalt yollar vesaireyi görünce yakın bir gelecekte
Göbeklitepe'de kazı yapılmayacağını net şekilde söyleyebilirim.
Gerçek ortada. Küresel takım kazıları durdurdu.
Kazmak isteselerdi yürüyüş yolunu ve diğer şeyleri daha öteye
taşırlardı. Ama istemedikleri çok açık.
Şimdi bazılarınız hala "Neden istemesinler ki?
Onların niye işine gelmiyor ki bu durum?" diye sorabilir.
Lütfen şimdi Göbeklitepe'deki bazı sütunlara bir bakın.
Bolivya ve Güney Amerika'daki heykeller, Paskalya Adası'ndaki
Moai heykelleri ve hatta dünyanın diğer ucu Endonezya kadar
uzaktaki heykellerle karşılaştırıldığında Göbeklitepe'deki sütunların
önünde ellerin yerleştirilmesiyle ilgili benzerliği görmekteyiz.
Biraz önce bahsettiğim kırk üç numaralı sütuna bir daha bakalım.
Burada göksel harita olduğunu ve bunu hayvanlarla tasvir ettiklerini,
Dark Rift denen gökyüzündeki karanlık bölgeyi yaptıklarını ama en
önemlisi dünyanın başka yerlerinde de gördüğümüz çantaları düşünün.
Bilmediğimiz antik bir medeniyetin varlığı söz konusu.
Bu medeniyetin adamları hep çanta görselini imza gibi kullanıyorlar.
Aşağıda daha 120'den fazla sütun var.
Onlar ortaya çıkarsa kim bilir neler aydınlanacak.
Bize anlatılan mağaradan çıkmış ilkel insan
palavrası bitecek. Zerzevan Kalesi'ndeki Mithras
Tapınağı'nda bulunan ve Amerikan dolarındaki sembolü gösteren rozet
müzede sergilenmiyor. Ankara'da üç tane timülüs çıktı.
Hemen üstü örtüldü. Baylar, bayanlar öyle kadim topraklardayız ki
tüm dünyanın en önemli buluntuları bizim ülkemizde.
Bunu unutmayın.
End of transcript · 751 words