Transcript · Turkish → English
Dialogue from Turkish TV Series
Thanks to you, I'm in Mardin.
You were in a hurry. Anyone in a hurry can find an excuse.
Are you from around here?
I'm as much from around here as Alya Smith is.
We look alike.
I know exactly what I'm doing, Ms. Sadakat.
I don't expect you to understand, either.
Immoral!
You never understood anyway. You never intended to understand.
Enough!
Enough, yes, enough! So this war can end,
I'm leaving. So my son won't grow up among bullets,
I'm leaving.
Yes, I'm going to make a deal.
Agreed.
But I have one more condition.
Is this part of your deal too, Alya?
Uzak Şehir, with a new episode Monday evening
on Kanal D.
End of transcript · 116 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Sayenizde Mardin'deyim. Aceleniz vardı. Acelesi olanın gerekçesi bulunmuş. Siz buralı mısınız? Alya Smith ne kadar buralıysa ben de o kadar buralıyım. Birbirimize benziyoruz.
Ben ne yaptığımı gayet iyi biliyorum Sadakat Hanım. Sizin anlamanızı da beklemiyorum. Ahlaksız! Hiç anlamadınız ki zaten. Hiç anlamaya niyetiniz olmadı ki. Yeter!
Yeter, evet yeter! Bu savaş bitsin diye gidiyorum. Oğlum kurşunların arasında büyümesin diye gidiyorum. Evet, anlaşmaya gidiyorum. Kabul.
Yalnız ikinci bir şartım daha var. Bu da mı anlaşmanızın bir parçası, ha Alya? Uzak Şehir yeni bölümüyle Pazartesi akşamı Kanal D'de.