Transcript · Turkish → Arabic
Turkish → Arabic transcript
ليسمعني الجميع!
أنا أم طفل "سرحات يلدوران" الوحيد الذي ولد والذي سيولد
أنا أمه. أنا والدة "خلف"!
لكن هذه المرأة... هذه المرأة تحمي وتأوي قاتلًا...
إنها مخادعة...
وكاذبة!
- "ملك"، يكفي. - حسنًا. حسنًا يا "ملك". يا "ملك"،
يا "ملك"... دعيني الآن،
ليستمع إليّ الجميع!
استمعوا إليّ!
إلى "سرحات يلدوران" الذي اشتهر بعدالته لدرجة أنه
سجن والدته الحقيقية، هذه وصيتي له. أنا،
أنا بصفتي سيدة عشيرة "كورداش"... كلمتي
وحكمي تحت حمايتكم. إذا، إذا
كنت تريد أن ينشأ "خلف" في هذا القصر، فعليك
أن تنسى أي مستقبل مع هذه المخادعة. لن تلمسها.
لن تجعلها زوجتك. لا يمكن لطفلي أن تكون له زوجة أب مخادعة
وكاذبة. يا أيها الأعيان!
أيها الأعيان، هل هذا عهد؟
العهد حقكِ.
وهذه أيضًا وصيتي لك. زواجك من "يلدز"،
عليك أن تلغي هذا الزواج. وإلا
طفلي… طفلي…
لن يكبر في هذا القصر.
ملك!
ملك!
End of transcript · 134 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Herkes beni duysun! Ben Serhat Yelduran'ın doğmuş doğacak tek bebeğinin annesiyim. Halef'in annesiyim! Ama bu kadın... Bu kadın bir katile kol kanat geren... düzenbaz bir
yalancı! - Melek tamam. - Tamam. Tamam Melek. Melek, Melek... Bırak şimdi beni herkes dinlesin! Beni dinleyin!
Öz annesini bile hapse attıran adaletiyle nam salmış Serhat Yelduran'a vasiyetimdir. Ben, ben Kordaş aşiretinin hanımağası olarak... benim sözüm, hükmüm sizin korumanızdadır. Eğer, eğer Halef'in bu konakta büyümesini istiyorsan bu
düzenbazla bir geleceği unutacaksın. Ona dokunmayacaksın. Onu karın yapmayacaksın. Benim çocuğumun düzenbaz, yalancı bir üvey annesi olamaz. Ağalar! Ağalar, söz mü? Söz, hakkındır.
Bu da benim sana vasiyetimdir. Yıldız'la, Yıldız'la kıydığın nikahı iptal edeceksin. Yoksa benim çocuğum... benim çocuğum... bu konakta büyümeyecek. Melek!
Melek!