Transcript · Persian → Turkish
Epic Battle and Heroic Deeds
Vahriz, geri dönüş yolunun
olmaması gerektiğini biliyordu. Tarihi
sarsan bir emir verdi. Gemileri yakın.
Alevler yükselince, ordudaki korku
öldü.
Herkes, arkalarında yalnızca küllerin
olduğunu anladı
ve önlerinde ya zafer
ya da ölüm vardı.
Eşitsiz bir savaş başladı. Habeş'in
fil süvarilerinden oluşan ordusu yeri sarsıyordu. En
büyük kargaşada, Vahriz ağır yayını aldı.
Gururlu Habeş komutanının alnında parlayan
kırmızı yakuta gözlerini dikti.
Nefesler tutuldu
ve birden
bir okun ıslığı duyuldu.
O devin düşmesiyle düşmanın düzeni
çözüldü. Yemen
özgürleşti. Vahriz,
İran'ın
sadece bir komşu değil, her yerde
bir mazlum feryat ettiğinde
yanında olan bir dayanak olduğunu kanıtladı.
End of transcript · 94 words · machine translated
Original transcript (Persian)
وهرز میدانست که راه بازگشتی نباید باشد. او فرمانی داد که تاریخ را لرزاند. کشتیها را بسوزانید. شعلهها که بالا رفت، ترس در دل لشکرمرد.
همه فهمیدند که پشت سر تنها خاکستر است و روبرو یا پیروزی و یا مرگ. نبردی نابرابر آغاز شد. سپاه
فیلسوار حبشه زمین را میلرزاند. در اوج هیاهو، وهرز کمان سنگینش را برداشت. او چشم دوخت به یاقوت سرخی که بر پیشانی فرمانده مغرور حبشی میدرخشید. نفسها حبس شد
و ناگهان صفیری تیر. با سقوط آن غول، شیرازه دشمن از هم پاشید. یمن آزاد شد. وهرز
ثابت کرد که ایران تنها یک همسایه نیست، بلکه تکهگاهی است که هر جا مظلومی فریاد بزند، او آنجا حاضر است.