Transcript · Turkish → English
Turkish → English transcript
Shame on you, really.
You only truly learn when you are really loved, Serhat.
One day you will be so ashamed of yourself for the things you said to me.
Tell Oğuz I want to go back to the island.
You cannot go anywhere.
Am I a prisoner?
You are my wife, my life.
What will happen to Ceylan? What will happen to my sibling?
What will happen to me?
I went underground, are you going to cross the man out?
I will not take him underground.
Either you put a plan in front of me, or this thing will not work like this.
Haydar Ali, if I told you my plan for tomorrow, you would not wake up in the morning.
End of transcript · 122 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Sana gerçekten yazıklar olsun. İnsan gerçekten sevilince öğreniyor Serhat. Bir gün bana bir lafları ettiğin için çok utanacaksın kendinden. Oğuz'a ben adaya dönmek istiyorum. Hiçbir yere gidemezsin.
Esir miyim ben? Karımsın hayatım. Ceylan ne olacak? Kardeşim ne olacak? Ben ne olacağım? Yeraltına indim, adamın üstünü mü çizeceksiniz?
Onu yeraltına götürmeyeceğim. Ya önüme bir plan koyarsınız ya da bu iş böyle yürümez. Haydar Ali, sana yarına dair planımı anlatsam sabah uyanamazsın.