Transcript · Turkish → Spanish
Turkish → Spanish transcript
Bienvenidos a Urfa, Çakallar!
Ahora la cuestión es mantenerse en pie.
De nuestras tierras saldrá algo valioso, y Kordağlı se comerá la mejor parte, ¿eh?
No vas a decir tu nombre, Serhat Yıldırım?
Si quieres que en estas tierras haya un intelectual, pagarás el precio.
Falta muy poco.
Te quitaré todo lo que te pertenece. Ya verás.
🎵En un partido lleno de corazón🎵
Con esa arma dispararás a Serhat y demostrarás que no eres un traidor.
Si digo que no puedo dispararle a Serhat, no haré que un padre derrame la sangre de su hijo.
Ocúpate de tus asuntos.
🎵Cuando el amor llena tu boca, ¿lo sabe quien se enamora?🎵
End of transcript · 110 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Welcome to Urfa, Çakallar! Artık mesele ayakta kalmak. Bizim topraklarımızdan eser çıkacak, kaymağını da Kordağlı'a yiyecek, ha? Sen adını demeyecek misin Serhat Yıldırım? Bu topraklarda bir aydın olmasını istiyorsan bedel ödeyeceksin.
Çok az kaldı. Sana ait olan her şeyi elinden alacağım. Göreceksin. 🎵Gönül dolu bir maçta🎵 O silahla Serhat'ı vurup hain olmadığını kanıtlayacaksın. Ben Serhat'ı vuramam deysem, bir babaya evlat kanı akıttırmam.
Kendi işini kendin gör. 🎵Aşkın girdi ağzına, düşen bilir mi?🎵