Turkish → English transcript
Nobody wants to sit and listen to a woman talking smart, smart things anyway.
When people first meet me,
there is something they clearly expect,
and that is bratty behavior and ditziness.
Instead of fighting that perception, I kind of played into it.
Because no matter what I do,
I know that in people’s eyes I will be seen as the spoiled, dumb girl. And I did not
object to that.
Because it has been like that my whole life, and in my personal life too.
Like, even if I sometimes show that I am not like that,
there is a certain image people will always believe in. So I sort of
built my career, frankly, by playing it up a bit.
I acted a bit more like an idiot than I actually am, of course.
And you have kind of given society what it wanted. Huh.
End of transcript · 147 words · machine translated
Original transcript (Turkish)
Ya kimse bir kadının oturup akıllı akıllı konuşmasını dinlemek istemiyor. İnsanlar benle ilk tanışınca belli bekledikleri bir şey var, İnsanlar benle ilk tanışınca belli bekledikleri bir şey var, o da şımarıklık ve alıklık. Ben o algıya karşı çıkmak yerine biraz oynadım.
Çünkü ben ne yaparsam yapayım insanların gözünde şımarık, Çünkü ben ne yaparsam yapayım insanların gözünde şımarık, E çünkü hayatım boyunca öyleydi, kişisel hayatımda da öyle. E çünkü hayatım boyunca öyleydi, kişisel hayatımda da öyle. Hani bazen o olmadığını göstersem bile insanların hep inanacağı belli bir imaj var.
Ben de onun biraz üstüne oynayarak açıkçası kariyerimi şey yaptım. Biraz olduğumdan bir mal davrandım tabii ki. Biraz da topluma istediğini vermişsin. Ha.