Investigation of a Murder Case in Diyarbakır
Asıl felaket, Kürtçe çeviri.
Korkunç bir suç yani.
Diyarbakır'da olay oluyor. Bir çeviri var.
Bir amca tarlasında çalıştırdığı bir çocukla konuşuyor, Kürtçe konuşuyor.
Normal bir ses tonunda Kürtçe bir şeyler anlatıyor.
Ve daha o akşam Salim Güran'ın cinayeti itirafının mesajı ortaya çıktı.
Önce mesajdı zaten. Önce cep telefonu mesajıydı.
Salim Güran'ın işçisi var, Ramazan Atasoy.
Salim Güran, Ramazan Atasoy'la Nare'nin kaybolduğu 15,
15'den sonra, kısa bir süre sonra bir görüşme yapıyor.
Telefon görüşmesi yapıyor.
Ve telefon görüşmesinde Ramazan Atasoy'a şunu soruyor.
Ramazan, kız yaşıyor mu, öldü mü?
Tekrar diyorum. Ramazan, kız yaşıyor mu, öldü mü?
Oysa telefon görüşmesinde ne ölüme, ne de Nare'ye ilişkin bir ifade vardı.
Dur! Ramazan! Ha?
Hele sonra çizgiye kısak et ya!
Hele ben sana konuyorum. Ne?
Çizgiye kısak et ya! Ben sana konuyorum.
He? Hele ben sana konuyorum. Ramazan!
Hele ben sana konuyorum.
Oysa ben sana konuyorum. Sen çizgiye kısak et ya!
Çizgiye kısak et ya!
O çizgiye kısak ettiler, bu canavarı almışlar,
şimdi taşın altındadır.
Yani öyle bir kumpas.
Hepsi can saçları yazıyordu, medyaya veriyordu,
medyada yalan haber takyayıyordu.
Abi medyanın yaydığı bütün haberlerin bir tane gerçeğini
Türkiye Cumhuriyeti'nin önünde çıkarsın, gerçek açıklamasını yapsınlar.
Doğru mudur abi?
Jandarmanın oyuncağı olmuş, kolluğun oyuncağı olmuş yerel gazeteci,
sözde cinayeti aydınlatacak iddiasıyla failleri aklamakla meşguldü.
End of transcript · 209 words