Experiences in Afghanistan and Crisis Management
Afganistan bayrağını görünce böyle bir içim şey oluyor.
Seviyorum ben Afganistan'ı çok.
Ooo dedim, patladı ya. İşte böyle şeyler oluyor Afganistan'da.
Belki de o yüzden seviyorum yani. Ya ben bunu yaşadım yani.
Böyle giderken işte kriz yönetimi.
Türk'sün, Afganistan'dasın yani. Bayrak yapıştır.
Arabana iki tane bayrak yapıştır. Hiçbir şey olmaz.
Kimse sana dokunmaz yani.
Afganistan öyle bir yer çünkü. Ama değilsen eğer geçmiş olsun,
her an havaya
uçabilirsin. Ben arabayla bir yerden bir yere çıkacağım
zaman benim arabaya devamlı
yabancılar benim arabaya binmek isterdi.
Çünkü yanlara Türk bayrağı yapıştırdığım için.
Öndeki arabaya roket atarlar, arkadakine atarlar.
Benimkine dokunmazlardı yani.
Ya da işte uçak düştü bir tane. Yolcu uçağı.
Ben de NATO'da Joint Command Post diye bir yerde görevliyim.
Afgan ordusunun silahsızlandırılmasıyla ilgili bir sorumluluğum var.
Neyse bir uçağı arıyoruz falan filan. Uçak bulunamadı ilk birkaç gün.
Fakat bir köyün bir tarafında bir yerlere düştüğüne dair bir
ses duyduğuna dair bir bilgi aldık. Oraya gideceğiz.
Alman taburunu göndermişler önce oraya. Ben de arkadan gidip orada bakacağım.
CNN International falan var. Benimle röportaj yapmaya çalışıyorlar ne
biliyorum
diye. Ben de bir şey söylemiyorum o anda. Ve köylüler geldi.
Köylülerin ellerinde silahlar var. Alman birliği var burada.
Ben tek başıma tek Türk'üm orada. CNN var, bilmem kimler var.
Uçakta 114 tane yolcu ölmüş ve köylüler orada.
Hiç kimsenin gelip arama kurtarmasını yapmasını istemiyor. Amaç da şu.
Arama kurtarma yapılmazsa kış bittiğinde karlar eridiğinde onlar kendileri
çıkıp bakacaklar, bir şeyler alacaklar yani uçaktan.
Amaçları o.
Fakat burada bir gerginlik oldu. Benim de Türk bayrağı sol omzumda
ve köylüler bu tarafta. Bayrağımı görmüyorlar.
Koşarak gelmeye başladı bir kişi.
Elinde silahla burada birilerine girecek ve bana girecek.
Yani ben çünkü kameralar bana dönük. O da bana girecek. Ben hissediyorum.
Bir şey de yapamayacağım. Çünkü adam Afgan yani.
Onların topluluğundasın.
Bir şey yapamazsın. Sadece böyle çok çaktırmadan şöyle solumu
döndüm bayrağı görsün
diye. Adam geldi üç metre kala bayrağı gördü,
gözü parladı.
Benden döndü gitti. Alman bir tane tabur komutanı vardı,
ona yumruk attı.
O yüzden Afgan bayrağı görünce ben çok severim Afganları yani.
Pusuda ya da-
End of transcript · 340 words