Lesson on Peace and Languages
Günaydın çocuklar, bugünkü dersimiz barış.
Sevgi, dostluk,
kardeşlik ve huzura.
Türkçe'de buna barış derler.
Türkçe'de buna barış derler.
Almanlar diye Frieden der.
Hollandalılar Friede der buna.
Bir savaş uçağına gömdüğümüz parayla Milyonlarca aç
doyar evler yapardık binlerce.
Yetmez mi hepimize kardeşçe paylaşınca Yeter de artar
bile ekmek.
Ev ve iş ve toprak bu
güzellik dünya.
Fransızlar laf ederler.
İspanyollar laf az derler.
Rusça'da buna mir derler.
Amerikalılar pis derler.
Japonlar hayava der. Yunanlılar irini der.
Araplar asuf derler. Kürtçe'de buna aşeci derler.
Maden o kadar çok insan barış istiyor.
Niye savaşıyorlar birbirlerini öldürüyorlar.
Ne zamanki insanlar bu soruya doğru olarak cevap verirler O zaman bütün dünyadan
savaşlar kalkar. Hadi hep birlikte dersimizi tekrarlayalım.
PİS DERLER BUNA
JAPONLAR HAYAVA DER HAYAVA DER HAYAVA DER DÜNANLILAR İRİNİ
DER İRİNİ DER BUNA ARAPLAR ASUF DERLER ASUF DERLER
ASUF DERLER KÜRTÇE'DE BUNA AŞETİ DERLER AŞETİ DERLER BUNA
İNGİLİZLER PİS DERLER PİS DERLER PİS
DERLER Sürekli sen bilmece soruyorsun herkese. Şimdi ben sana bir şey söyleyeceğim.
Ben sana bir bilmece soracağım.
Bakalım bilecek misin?
Gelişi aslan gibi.
Duruşu sultan gibi.
Sürünür esir gibi.
Yayılır hasır gibi.
Bil bakalım bu nedir?
Hadi söylesene.
Ne takıldın?
Ama sen düşüne dur. Biz yine. Hadi Amsterdam a.
End of transcript · 198 words