Kurdish Youth Faces Discrimination and Arrest
Evet, 18 yaşındaki Diyarbakırlı Furkan Oğlak Diyarbakır'dan yola çıktı, Kastamonu'da çalışmaya gidiyordu.
Bir inşaatta iş bulmuştu. O da çalışmak, evin ekonomisine, kendine katkıda bulunmak istiyordu.
Yolculuk sırasında telefondan Kürtçe bir müzik dinledi. Bu sırada sağdan soldan kendisine sataşmalarda bulunuldu.
Terörist denilerek hakarete uğradı, yetmedi üzerine linç edildi ve ırkçı bir saldırıya maruz kaldı.
Olay büyüdü, olay yerine polis geldi. Normal koşullarda ne bekleriz? Mağdur olanın korunmasını
ve failin de oradan uzaklaştırılmasını ve gerekli adli işlemin yapılmasını.
Ama her zamanki gibi kolluk tabii ki Kürdü, tabii ki Furkan'ı,
tabii ki Kürtçe müzik dinleyeni, tabii ki muhalif olanı gözaltına aldı.
Neden? Çünkü sosyal medyasından Yılmaz Güney'le ilgili,
Selahattin Demirtaş'la ilgili ve barış süreciyle ilgili paylaşımlar yapmıştı.
Bunlar terörist olması için yeterli kanıt olarak göründü, apar topar gözaltına alındı.
Bu da yetmedi, bu da onların hırsını dindirmeye yetmedi, hızlı bir şekilde tutuklandı
ve Kastamonu'da E Tipi Cezaevi'ne konuldu.
Sadece bu da değil, ailesinin anlatımlarına göre cezaevinde de tek başına tutuluyor ve
ciddi anlamda cezaevinde hak ihlallerine maruz kalıyor.
Şimdi Sayın Başkan, biz buralarda çok konuştuk. Kürtlerin hakkını konuştuk, hukuku konuştuk,
nasıl bir ayrımcılığa maruz kaldığını konuştuk ve şimdi de hep beraber diyoruz ki
inşallah bütün bunlar geride kalacak, inşallah hepsi çok geride kalacak,
önümüzde yepyeni bir sayfa var diyoruz, yeni bir tarih var,
birlikte eşit, özgür yaşayacağımız bir ülke umudu var diyoruz.
Ama gelin görün ki birileri bu umudu baltalamak için, birileri bu süreci sabote etmek için,
birileri toplumdaki bu iyimserliği dağıtmak için canla başla çalışmaya devam ediyor.
O anlamıyla öncelikle Furkan'ın böyle haksız, hukuksuz tutuklanmasına
kabul etmediğimizi, bunun doğru olmadığını, hukuki olmadığını,
insani olmadığını, vicdani olmadığının altını çizerek başlamak istiyorum.
Eğer bir barış inşa edeceksek önce hukuk devleti olmak zorunda.
Bir Kürt Kastamonu'da Kürtçe müzik dinlediğinde kendisini güvende hissettiği zaman bu ülkede barış olur.
Çanakkale'de Kürtçe konuştuğunda başına bir şey gelmeyeceğini, yanındakilerin ona
bir şey yapmayacağını bildiğinde, o güvenle yürüdüğünde bu ülkede gerçekten biz barışı inşa ederiz.
Onun için herkesin meseleye böyle bakması ve meseleyi böyle ele alması gerektiğini düşünüyor,
bu konudaki haksızlığın ve hukuksuzluğun da bir an önce giderilmesi talebini de buradan yapmak istiyorum.
End of transcript · 343 words