Debate on Israeli-Palestinian Conflict
I-I with apologies to Prime Minister Erdoğan-
One minute. One minute. One minute.
Well, you know-
One minute. One. One minute.
Okay.
One minute.
The, uh, w- I'm gonna hold you to the one minute,
please.
Sayın Peres, benden yaşlısın.
Sesin çok yüksek çıkıyor.
Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir
suçluluk psikolojisinin gereğidir.
Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak.
Bunu da böyle bilesin.
Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz.
Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü, nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum.
Ülkenizde başbakanlık yapmış olan iki kişinin bana önemli
lafları vardır.
"Tankların üzerinde Filistin'e girdiğim zaman kendimi bir
başka mutlu addediyorum" diyen başbakanlarınız vardır
ve bana sayılar veriyorsunuz. İsim de veririm.
Merak edenleriniz vardır belki. Şu zulme alkış
tutanları da ayrıca kınıyorum. Çünkü
bu çocukları öldürenleri,
bu insanları öldürenleri
kalkıp da alkışlamak, öyle zannediyorum ki o da
ayrı bir insanlık suçudur. Bakınız, burada bir gerçeği
bir kenara atamayız. Ben şurada çok not aldım
ama bu notların hepsini cevaplayacak fırsatım yok.
Fakat ben buradan sadece size
iki söz söyleyeceğim.
Uh, Prime Minister-
Bir... Özür dilerim.
Prime Minister, we can't start, we can't start the debate again.
Please, we just don't have time.
Bir... Bir... Bir... Excuse me, bir... Sözümü kesmeyin.
Bir,
Tevrat, Tevrat altıncı maddesinde der ki-
With apologies, we really, we really do need to get people to dinner.
Tevrat altıncı maddesinde der ki
"Öldürmeyeceksin".
Burada öldürme var. İki, bakın bu da çok
enteresan. Gilad Atzmoni:
"İsrail barbarlığı zalimliğin de çok
ötesinde bir şey." Bir Yahudi.
Bunun yanında İsrail ordusunda askerlik görevini yapan
Oxford Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Avi
Shlaim, İngiliz gazetesi Guardian'da şunu
söylüyor:
"Haydut devlet vasfını kazandığını" belirtiyor.
Bana çok teşekkür ediyorum. Sana da çok teşekkür ediyorum.
İçinde, benim için de bundan böyle, bundan böyle Davos
bitmiştir. Daha Davos'a gelmem.
Let me-
Bunu da böyle bilesin.
So-
Siz konuşturmuyorsunuz. Yirmi beş dakika konuştu, on iki dakika
konuşturmuyorsun. Olmaz.
Let me, uh, turn this over to our, to our
host.
Uh, Prime Minister, do, do, uh...
Ladies-
End of transcript · 330 words