Political Speech on National Responsibility
Rahat yataklarımızda, sıcacık koltuklarımızda, etliye
sütlüye karışmadan günümüzü gün edebilir, bizden
önceki pek çok hükümetin yaptığı gibi biz de rahatımızı
bozmaz, riske girmez idare-i maslahatla işi
götürebilirdik. Ama biz bunu yapmadık. Biz yollara düştük.
Biz bir hayalin peşinde koştuk. Biz aşk ile
millet davasına boynumuzu uzattık.
Çünkü biz şunu biliyorduk: Tarihe bir borcumuz var.
Ecdada, şehitlerimize bir borcumuz var, ümmete bir
borcumuz var. Mazlumlara, yolda kalmışlara,
yoksullara, aziz milletimize, aziz
memleketimize bir borcumuz var.
Bizim bu davayı omuzlamış, karınca kararınca bir
noktaya taşımış, bizden önceki fedakâr, cefakâr,
cesur, mert dava adamlarına, bizim bu hareketin
öncülerine bir borcumuz var. Bizim Üstat Necip
Fazıl'ın ifadesiyle 'Allah ve ahlak' demenin
yasaklandığı karanlık günlerde, hohlaya
hohlaya buz dağını eriten iman dolu
o yüreklere bir borcumuz var.
"O borcu ödemek için can vermek mi gerekiyor?
Hiç tereddüt etmeyiz, gerekirse o canı da veririz."
diyerek bu yollara revan
olduk.
Her zaman şunun idrakinde olduk: Bir Tayyip Erdoğan
gider ama bu davayı omuzlayacak bin Tayyip
Erdoğan gelir.
End of transcript · 161 words