Dialogue from a Turkish Film Scene
Amma aldı dünyayı şu göz yaşın artık.
Ben Kemal'i yatırıp geliyorum hemen.
Ben hüzünden değil, saadetten ağlıyorum.
Bismillah.
Oh. Vallahi uzun zamandır geçirdiğim en
huzurlu geceydi.
Aşkım, yalnız ben bu Türk filmlerini izleye
izleye Yeşilçamca konuşmaya başladım,
haberin olsun.
Ben de Saadet Maadet ne diyor bu dedim.
Keşke Kemal hep bizimle kalsa, hiç ayrılmasa.
Ömer,
aklımdan geçirirken bile kendimi hadsiz bulup kızdım ama...
Ben de hiç ayrılmak istemiyorum, biliyor musun?
Kim bilir,
belki bir gün
bizim de bir bebeğimiz olur.
Nasıl?
Biz seninle hiç böyle bir şey konuşmadık ama.
Sen yeniden baba olmak ister misin ki?
Neden olmasın?
Aşkım,
umarım abimle çok iyi anlaşırsınız.
Ne alaka ya?
Abinle anlaşamazsak bebeğimiz olmaz mı, izin vermez mi diyorsun?
Abim istemezse hiçbir şey yapamayız.
Allah Allah.
Yani ben yapamam.
Şaka değil.
Ama zaten seni görünce aklında herhangi bir soru işareti olmayacağına eminim.
Hadi yatalım, geç oldu çünkü sabahın köründe spor hocam
başıma
dikilecek, biliyorum.
Hiç şikayet etme. Vücudunun gelişiminin sen de farkındasın.
Niye? Daha önce kötü müydüm?
Hayır, eskiden de iyiydi de...
Şimdi
nirvanasın.
Allah Allah.
Çalışmalar işe yaramış yani.
Yani zaten.
End of transcript · 179 words