Gülistan Doku Case Confession Letter Analysis
Yaklaşık 3 saat süren görüşmede Gülistan Doku dosyası konuşuldu. Altaş ziyarete elinde bir dosyayla geldi.
- Beni tehdit ediyordu falan dedi. - Ben de çıkardım sıktım kafasına dedi.
Bu dosyada kendi el yazısıyla kaleme aldığı mektup vardı.
Ziyaret sırasında mektubu fiziki olarak teslim etmesine izin verilmedi.
Altaş mektubu posta yoluyla göndereceğini söyledi
ve o mektup Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildikten sonra 24 ve Akşam Gazetesi'ne ulaştı.
Mektubun başlığı dikkat çekiciydi: İtirafname.
Umut Altaş mektubuna Gülistan Doku dosyasına ilişkin bildiklerini doğru ve dürüst bir şekilde anlatacağına dair yemin ederek başladı.
"Gülistan Doku cinayeti hakkında olan biten her şeyi bildiğim kadarıyla doğru ve dürüst bir şekilde anlatacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim."
Altaş mektubunda olayların başlangıcını 2018 yılına götürdü.
Türkay Sonel'le aynı okulda okuduklarını öğrendiğini, önce tanışmak istediğini ancak karşılık bulamadığını yazdı.
Daha sonra tanıştıklarını ve Sonel'in kendisine ailesinin imkanlarını gösterdiğini anlattı.
"Türkiye Cumhuriyeti adaletine güveniyorum. Bu zamana kadar olayın etkisinden çıkamadığım için gelip adalete sığınamadım. Değerli sizlerin affına sığınıyorum."
Altaş'ın mektubunda 2 Ocak 2020 tarihine ilişkin anlatımı da yer aldı. Kendisine sürpriz bir doğum günü düzenlendiğini yazdı.
24 ve Akşam Gazetesi Altaş'la Türkay Sonel'i yan yana gösteren doğum günü fotoğrafını daha önce de kamuoyuyla paylaşmıştı.
"2 Ocak'ta arkadaşlarla oturuyorken Türkay geldi. Bizi alıp parka götürdü. Bana sürpriz doğum günü partisi yaptı."
Mektubun asıl dikkat çeken bölümleri ise Gülistan Doku'nun kaybolduğu günlere ilişkin anlatımlardı.
Altaş 4 Ocak gecesi yurdun önünde beklediklerini ileri sürdü.
"Gece saat 11'de Türkay beni Yurtkur'un önüne götürdü. 'Niye buradayız?' dedim. 'Bekliyoruz işte' diye cevapladı. Sonra simasını göremediğim bir kız korkarak apar topar içeri girdi."
Altaş kızın içeri girmesinden sonra hızla bölgeden ayrıldıklarını yazdı.
Bir gün sonraysa yeniden bir araya geldiklerini söyledi.
Mektubuna göre 5 Ocak günü önce bir kafeye, ardından valilik konağına gittiler.
Altaş araç araca çekildikten sonra polis telsizinin açık olduğunu ve telsizden bir anons geldiğini yazdı.
"Polis telsizi açıktı. Bir süre sonra bir anons geldi. Türkay içinden küfür etti. Bir anda bir yere doğru gitmeye başladık."
Altaş daha sonra araçtan indirildiğini, Türkay Sonel'in yaklaşık 15-20 dakika sonra yeniden geldiğini öne sürdü.
Altaş'ın mektubundaki en çarpıcı ifadelerden biri o an araca bindiğinde fark ettiğini söylediği kokuydu.
"Hızlıca yanıma geldi. 'Bin bin bin, bin arabaya' dedi. Savaştan çıkmış gibiydi."
"Arabaya bindiğimde ceset ya da kan kokusuna benzer tuhaf bir koku vardı. Arka tarafa baktım, bir şey yoktu. Bagajdan geliyor olması lazımdı."
Altaş aynı akşam yeniden alındığını ve kendi telefonu üzerinden bir kişiye mesaj gönderilmesinin istendiğini de yazdı.
"Telefonumdan Şükrü'yü aramamı istedi. Aradım, açmadı. Sonra Şükrü'ye mesaj atmamı istedi. Yazmamı istediği mesaj 'Hallettin mi?' idi."
Mektupta ertesi güne ilişkin silah anlatımı da yer aldı.
Altaş yolcu koltuğunda bulunan silaha dokunduğunu, ardından silahı temizlediğini öne sürdü.
"Yolcu koltuğunda silah vardı. 'Onu torpidoya koyar mısın?' dedi. Silaha dokundum, sonra üzerindeki parmak izlerimi temizlemeye başladım. 'Niye temizliyorsun?' gibi bir şey söyledi."
Mektubun en ağır suçlamaları ise Altaş'ın Türkay Sonel'le aralarında geçtiğini ileri sürdüğü konuşmada yer aldı.
Altaş kendisine bir kişiyi öldürdüğünün söylendiğini yazdı.
"Bana 'Ben birini öldürdüm, haberin olsun' dedi. 'Bir kızı öldürdüm' dedi. 'Çok bağırıyordu' dedi. Arabadaydık, dayanamadım, kafasına sıktım dedi."
Altaş bu sözleri duyunca şoke olduğunu ve konuşmanın devamında babasının ne yaptığını sorduğunu yazdı.
"'Baban ne yaptı duyunca?' diye sordum. Gülerek 'Yok, o halletti zaten' dedi. 'Ayarladı bir şeyler' dedi."
Mektuptaki bir başka çarpıcı bölümse 'Ceset nerede?' sorusuna ilişkin anlatım oldu.
Altaş bu soruyu doğrudan yönelttiğini ve kendisine 'Gömdük' cevabının verildiğini söyledi.
- Aktuluk civarında o mahalleden bahsediyorum.
- Aktuluk? - Aktuluk. - Aktuluk? - Evet. - Aktuluk? - Evet. - Mahallesinin civarında bir yere mi gömmüştür? - Evet.
"'Ceset nerede?' diye sordum. 'Gömdük' dedi. 'Nereye?' diye sordum. 'Bilmiyorum' dedi."
Altaş konuşmanın devamında yaşananların herkesi yakacağını söylediğini de yazdı.
"'Hepimizi yakarsın' dedim. 'Evet, öyle' dedi.
End of transcript · 596 words