Labor Rights and Government Accountability
Sözlerime bir iktidar vekilinin, eee, bana özelde
söylediği bir cümleyle başlayacağım. Dedi ki "Sermayedarın...
sermayedarın imanını alırsın ama parasını alamazsın."
demişti. Buradaki arkadaşlar sermayedarın
imanını kanıtlamak için kaç tane cami yaptığından sık sık
bahsediyorlar. Elazığ'da cami yaptırıp kendi adını
verdiğini, madende
cami yapıp kendi adını verdiğini, hayır işlemek için burs verdiğini
ama onların maaşını vermediğinden bahsediyorlar.
Toplumsallaşmayan hiçbir mesele
neticeye ulaşamaz. Bakın bugün Enerji Bakanlığı'nın
sayfasına girin bakın. Kapısının önünde
gerçekleşen bu eyleme dair bir kelimesi yok.
Neyden bahsediyor? Klimaların yirmi dört derecede
çalıştırılmasına dair bir duyuru yapmışlar.
Peki burada madenci kaç derecede bekliyor biliyorlar mı?
Ya da iki gündür gözaltına alınan madencinin
gözaltında yemek ve suya erişemediğini, on iki, on üç saat
bir şekilde aç şekilde tutulduklarını ve aradığımız
valinin "Yok öyle bir şey, yalan söylüyorlar." dediğini biliyor mu
Enerji Bakanlığı? Arkadaşlar iki gündür size yemek
verdiler mi?
Hayır.
Su verdiler mi?
Hayır.
Gittiğiniz parkta fıskiyeleri açıp yatmayın diye uğraştılar mı?
Evet.
Bu arkadaşlar aç, susuz, uykusuz bir şekilde
haklarını istiyorlar. Ben lafı uzatmayacağım.
Madencinin çabasının toplumsallaşması için bütün
toplumu bu mücadeleye destek vermeye, şu anda önümüzde
kapatılan otobüslerle görmeseler bile medyada gördükleri
anda Başaran Başkan da söyledi. Millet Bahçesi'nde onların
desteğine destek vermeye, mücadelelerini büyütmeye çağırıyorum.
Mahmut Vekil Kamu Denetçilik raporlarından bahsetti.
Orada bir şey diyeyim. Kamu denetçiliğinin verdiği hiçbir kararın
bağlayıcılığı
yok. Anca tavsiye verebilir ve verdiği binlerce
tavsiye kararının
hiçbiri uygulanmıyor bile. Bu memlekette Anayasa Mahkemesi
2911 ile ilgili yüzlerce karar almış
uygulanmıyor. Polis diyor ki "Bana ne!
Götürün, götürün mahkemeye karar çıksın, ben yine aynı şeyi
yaparım." İnsanlar mahkeme kararları peşinde
koşarak bir de bunların uygulatmasını...
uygulatması-uygulanması için çaba sarf ediyorlar.
Böyle devlet olur mu? Hukukun üstünlüğünün olmadığı,
toplumun bir
kısmıyla barışıp diğer kısmına güneş altında işkence
yapan devlet olur mu? Bu işçinin hakkını korumak bu devletin
sorumluluğudur. Bakanları yirmi dört dereceli klimalı
odalarından bu meydana çağırıyorum.
Bütün işçilerin direnişini saygıyla selamlıyorum.
Susma! Sustukça sıra sana gelecek.
Susma! Sustukça sıra sana
gelecek. Susma! Sustukça sıra
sana gelecek.
End of transcript · 323 words