Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ittifakı: Bölgesel güvenlik paktı
En sonda işte Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ittifakını konuşuyoruz.
Ne aşamada Sayın Bakan?
Şimdi, biz bize bu sorulduğu zaman biz şunu ifade ediyoruz.
Burada da hani resmi söylem olduğu için değil, gerçek olduğu için,
başka bir cevaptan da kaçındığım için de değil. Burada, biz bölgemizde geniş
katılımlı bir ittifakın olmasından yanayız. Yani Cumhurbaşkanımız
bunun baştan beri böyle olması gerektiğini düşünüyor.
Çünkü bölge ülkelerinin arasındaki güven iklimini oluşturmazsanız,
şu ana kadar başımıza ne bela geldiyse bölgede bu güvensizlikten geldi.
Ya savaşlar oluyor, ya iç çatışmalar oluyor,
ya terör örgütleri hüküm sürüyor buralarda.
Aslında bundan sonra artık belli bir olgunluğa erişmiş bölgedeki ülkelerin ve ders
de çıkarmış olan ülkelerin,
kendilerinin birbirlerinin güvenliğine,
birbirlerine bir taahhütte bulunacakları
bir duruma evrilmeleri gerekiyor. Bu bir güvenlik platformu, bir ittifakı,
paktı oluşturmakla olacaksa, bunun olması gerektiği yönünde
bizim bir düşüncemiz var. Ne kadar geniş katılımlı olursa o kadar iyi olur.
Ama başlangıçta çekirdek bir grupla başlarsa o da olur.
Ama bu daha büyük bir evrilmeye, bölgede kamplaşmaya değil de, kamplaşmayı azaltıcı,
güveni artırıcı bir şeye evrilmesi lazım.
Bizim her zaman için altını çizdiğimiz nokta o. Şimdi insanlar güvenlik paktını
başkası bir hasmane olarak bir şey mi olarak kuruyorsunuz diye,
rakibiniz kim olacak diye soruyorlar da ben her zaman için şunu söylüyorum.
Yani güvenlik paktları girilirken, girdiğin paktaki ülkelerden, pakt olmadıkları
zaman veya sen olmadığın zaman zarar gelmesin diye giriyorsun zaten bir baştan.
End of transcript · 226 words