Turkey's Air Defense Against Israeli Threats
F-35 savaş uçaklarıyla İran'ın birçok stratejik noktasını vuran
İsrail, benzer bir saldırıyı Türkiye'ye yapabilir
mi?
İsrail-İran savaşında İran'ı vurmak için havalanan İsrail
savaş jetlerinin Türkiye hava sahasını ihlal ettiği yönündeki
iddialarının gerçeği yansıtmadığı kısa sürede ortaya çıkarken,
Türk ve İsrail savaş uçaklarının sınır hattındaki hareketliliği
dikkatlerden kaçmadı. İran'a yönelik gerçekleştirilen hava
saldırıları
sırasında Suriye hava sahasına giren İsrail savaş uçaklarının rotaları,
Türkiye'nin uzun menzilli radar sistemleri ve mobil aktif bindirilmiş
radarlarla anlık olarak takip edildi.
Türkiye'nin komuta kontrol merkezi, yönünü Türkiye hava sahasına
çeviren İsrail jetlerini radarlardan izleyerek tehdit değerlendirmesi
yaptı ve sınır ihlallerini önlemek için hızlı bir şekilde
önleyici hava devriye uçaklarını kaldırdı.
Türk önleme jetlerini havada görünce rotalarını değiştirerek Suriye hava sahası
üzerinden İran'a yönelen İsrail savaş uçakları, Türkiye'nin hava sahası
bütünlüğünü koruma konusundaki ciddiyetini bir kez daha görmüş
oldu.
Türkiye'nin F-16 savaş uçakları, gelişmiş radar sistemleri ve Roketsan
tarafından geliştirilen hava füzeleri savaş sahasında yüksek entegre bir
savunma hattı oluşturuyor. Türkiye'nin hava savunma radarları üç
boyutlu
takip ve hedef tespiti yaparak İsrail'in ABD'den aldığı yeni nesil
F-35 savaş uçaklarının hareketlerini tespit edebiliyor.
F-35 savaş uçaklarının havadaki konum bilgilerini anlık olarak
F-16'lara ve taşıdıkları füzelerle paylaşan yerli ve milli
imkânlarla geliştirilen bu sistemler, Türk F-16'larına İsrail
F-35'lerine karşı hava sahasında doğrudan temas olmadan etkin ve
hızlı karşı tedbirler alabilmelerine imkân sağlıyor.
Bu ileri hava savunma konsepti Türkiye tarafından ilk kez
Pakistan-Hindistan arasındaki gerilimde denenmiş ve mutlak hava sahası
etkinliği kanıtlanmıştı. Öyle ki Pakistan hava sahasını ihlal eden
Hindistan
savaş uçaklarının düşürülmesinde de bu sistemlerin etkili olduğu dünya
kamuoyunda geniş yer bulmuştu. Türkiye'nin hava savunma sisteminin kilit
noktasını
oluşturan bu teknolojik altyapı, İsrail jetlerinin Türkiye sınırına
yaklaşmasını önlemede de kritik rol oynadı.
Pakistan-Hindistan arasındaki gerilimde Hindistan uçaklarını düşüren
teknolojik sistem, İran'a saldıran İsrail savaş uçaklarının
Türkiye
sınırına yaklaşması halinde de benzer görüntüleri bizlere bir kez daha
gösterecekti. Her iki ülkenin hava savunma sistemleri
kendi avantajlarına
sahip olsa da Türkiye'nin tamamen yerli ve milli sistemlerle oluşturduğu
savunma ağı, bölgedeki hava sahası denetimini
güçlendiren önemli bir unsur
olarak öne çıkıyor.
Hava savunma sistemleri açısından karşılaştırıldığında İsrail'in
2011'den beri kullandığı Demir Kubbe sistemi; gelişmiş radarlar,
komuta kontrol merkezi ve Arrow, Davut'un Sapanı gibi çeşitli füze
sistemlerinden oluşuyor. Demir Kubbe özellikle roket saldırılarına
karşı yüksek başarı oranına sahip.
Lazer silahı Demir Işın ile kısa menzilli tehditlere anında müdahale
edebiliyor. Orta ve uzun menzilli tehditlere karşıysa
Davut Sapanı
füzeleri devreye giriyor. ABD'nin desteğiyle sürekli geliştirilen
bu sistemin bugüne kadar bölgesel tehditlere karşı çok katmanlı
savunma sağladığı düşünülse de İran'ın misillemelerinin durdurulamamış
olması Demir Kubbe'nin başarısız olduğunu gözler önüne serdi.
Türkiye'nin tamamen yerli ve milli imkânlarla üretilen hava savunma sistemi
Gökkubbe'de ise ASELSAN imzası taşıyan Korkut, Hisar,
Gökdemir, Gökdoğan, Gökberk ve Siper sistemleri yer alıyor.
Korkut, parçacıklı mühimmat kullanarak sabit ve
döner kanatlı hava
araçlarına, seyir füzelerine ve insansız hava
araçlarına karşı
etkin koruma sağlıyor.
Gökdemir'in üç yüz altmış derece döner fırlatma yapısı ve Gökberk lazer
silahı çok yönlü tehditleri tespit edip anında imha edebiliyor.
Gökkubbe'nin en uzun menzilli füzesi Siper ise yüz elli kilometre
menzili ve zorlu hava koşullarına dayanıklılığıyla dikkat çekiyor.
İleri hava savunma sistemiyle saldırı ihtimallerine karşı sınır hattının
kilometreler ötesinde tespit ve anında karşılık verme gücüne sahip olan
Türkiye, gelişmiş hava savunma sistemiyle bölgedeki
güç dengesini ve hava
sahası egemenliğini korumada kritik rol oynuyor.
Türkiye'nin yerli ve milli hava savunma sistemleri, bölgesel caydırıcılık ve
erken uyarı kapasitesini artırarak hava sahası ihlallerinin önüne geçiyor ve
bölgesel istikrarın sağlanmasına katkı sağlıyor.
Peki hem teknolojik altyapısıyla hem de caydırıcılığıyla bölgesel
üstünlüğünü bir kez daha kanıtlayan Türkiye, bu dengeyi sürdürebilmek
için İsrail ve diğer bölgesel aktörlere karşı bundan
sonra hangi stratejik adımlar atmalı?
End of transcript · 602 words