Learning Collective Values and Skills
Bireysellikten çıkıp kolektif olmayı öğrendim diyorsun.
Aynen. Mesela bu öğretiliyor. Her arkadaş her arkadaşa aktarıyor bunu.
Yani bu bir bakıyorsun ki aslında çok benziyoruz da.
Peki o zaman nerede kendinde eksiklikler varsa sorguladığın,
sorguladıklarını nasıl kendinde değiştirip dönüştürdün?
Yani şöyle diyeyim.
Yürüyelim mi biraz daha?
Yani tabii arkadaşlarla yaşarken PKK içerisinde insan
şöyle bir şey var. Nasıl ki annen hani daha çok çocukken yani
küçükken böyle annemiz şunu yapar, bunu yapar, öğreniriz.
Mesela arkadaşlardan da bunu öğreniyorsun.
Mesela örneğin
yani şöyle bazı işleri yapma konusunda biraz çekimsersin, yapabilir miyim,
yapamaz mıyım? Örneğin yağmurda göreve gidebilir miyim ya
da karda?
Ama bir arkadaş çıkıyor böyle yani kuşanıyor böyle
silahını, sırtını alıyor. Böyle yani o yükü sırtlanıyor.
O kadar güzel bir güç veriyor ki o anda sen diyorsun ki o yapıyorsa ben de
yapabilirim ki sana bunu da gösteriyor. Tabii şöyle bir durum var.
Mesela ben ilkin katıldığımda arkadaşlar böyle yük kaldırıyordu.
Mesela bir arkadaş bana şey demişti.
Heval Sara sen öyle direkt ağır yükle başlama, ufak ufak kaldır.
Yavaş yavaş.
Tabii yavaş yavaş. Mesela yoldaşını düşünmek...
Çünkü şöyle bir şey devrim var. Devrim uzun bir süreçtir,
yoldur ve bu anlamda yoldaşın yıpranmaması, uzun süreli
emek verebilmesi ya da kendini koruyabilmesi anlamında
gerçekten bunu bir anne gibi yoldaşlarımda gördüm ve hissettim.
Önce şunu kaldır, şöyle yürü, adımını şöyle at.
Mesela yürümeyi bilmiyordum dağlarda. Yani nasıl adım atacağımı bilmiyordum.
Adım nasıl atacağıma dair yani.
Dağlarda yürümenin de bir kaydı, kuralı var değil mi?
Yani tabii mesela sistemde şunu fark ettim.
Mesela biz ilkin yürüdüğümüzde yeni arkadaşlar çok toz kalkardı
arkamızda.
Nedenmiş o?
Çünkü ayaklarımızı sürterek evet yürüyoruz.
Ama gerile ayağını kaldırıyor mesela böyle böyle.
Hani böyle çok biz şey yapıyoruz. Kaldırarak yürüdüğümüz için
toz toprak çok kalkmıyor. Ama biz ilkin yeni olduğumuz için bunun
çok farkında
değildik. Hani böyle dağın da bir yürüme tarzı var.
Zamanla mesela arkadaşlarla işte yani bir sırta çıkmamız
gerekiyor yüksek bir yere. Orada nasıl yürürsün ya da aşağı yokuş
aşağı
inerken ayağını nasıl atman gerekiyor?
Tabii bunu böyle arkadaşlar hep öğretiyorlar.
Tabii ben de şu an mesela kendimden daha yeni ya da daha yeni gelen
arkadaşlara bunu öğretiyorum. Ya da her şey anlamında,
yoldaşlık anlamında, yaşam boyutunda.
Bu bir aslında bir kolektif durum yaratıyor.
Ruh anlamında da.
End of transcript · 369 words