Transcripción turco → español
No puedes quedarte aquí, Melek, no.
No.
No puedo vivir bajo el mismo techo que Yıldız.
¿Qué más tengo que hacer para que lo entiendas?
¿Es que yo tengo que ver su felicidad…
…ese anillo que se pusieron…
…que vayan de la mano por ahí?
Hija, cálmate.
Para ustedes están prohibidas la pena y la preocupación, ¿eh?
Serhat…
…déjala, que se quede donde se sienta a gusto.
Y mira, yo también estoy con ella, ¿eh?
No, por favor.
Para el señor Serhat mi comodidad no tiene ninguna importancia de todos modos.
Es como si el hijo que va a nacer…
…se comportaran como si yo no existiera, míralos.
¿No hablamos ya de esto, Melek?
¿No me prometiste que después del divorcio te quedarías en la mansión?
¿Y tú a mí…
…no me hiciste una promesa al casarnos en el altar?
¿La cumpliste?
¿La cumpliste?
Melek, no.
Este lugar no es seguro ni para ti ni para el bebé, no.
¿Qué estás diciendo, imbécil?
Piensa antes de hablar.
¿Me vas a enseñar a quién puedo proteger y a quién no?
¡No te metas!
Ay, ¡ya basta!
¡Basta!
Si Yıldız se va de esa mansión…
…si se quitan esos anillos de los dedos…
…quizá pueda pensar en volver a esa mansión.
Quizá.
Socio.
Fin de la transcripción · 211 palabras · traducción automática
Transcripción original (turco)
Burada kalamazsın Melek, olmaz. Olmaz. Yıldız'la aynı çatının altında yaşayamıyorum. Bunu anlaman için daha ne yapmam lazım? Ya bu sizin mutluluğunuzu...
...bu taktığınız yüzüğü... ...el ele tutuşup gezmenizi ben seyretmek zorunda mıyım? Kızım sakin. Size üzüntü, sıkıntı yasak he. Serhat...
...bırak nerede rahat ediyse orada kalsın. Hem bak ben de başındayım he. Yok canım. Serhat Bey için benim rahatımın bir önemi yok ki zaten. Sanki doğacak çocuğu...
...ben yokmuşum gibi davranıyorlar baksana. Biz bunları konuşmadık mı Melek? Sen bana boşandıktan sonra konakta kalacağının sözünü vermedin mi? Sen de bana... ...nikah masasında evlenirken bir söz vermedin mi?
Tuttun mu sözünü? Tuttun mu? Melek olmaz. Burası ne sen ne de bebek için güvenli, olmaz. Sen ne diyorsun lan?
Ağzından çıkanı kulağın duysun. Kimi koruyup koruyamayacağımı bana mı öğreteceksin? Karışma sen! Ay yeter! Yeter!
Yıldız o konaktan giderse... ...parmaklarınızdaki o yüzükleri çıkarırsanız... ...belki o konağa dönmeyi düşünebilirim. Belki. Ortak.