Arabic → Turkish transcript
Peygamberimiz zamanındaki Medine. Tabii bu idi.
Peygamberimizin odalarıydı, eşlerinin odaları, bunlar…
İlk olan bu, Âişe’nin odası. Bu da Fâtıma ile Ali’nin, ve burada de
diğer eşlerinin odaları. Şu büyük ev Osman’ın evi, burada da Ebû
Bekir’in evi. Tabii Osman’ın iki evi vardı, büyük ve küçük. Burada Ömer bin
Hattâb’ın evi. Yanında da Ebû Bekir’in bir evi daha var. Buradaki kale de
Hassân bin Sâbit’e aitti. Evet vallahi. Bir şey daha var…
Son iki ev… Bu Amr bin Âs’ın, bu da Hâlid
bin Velîd’in. Subhânallah, eskiden beri arkadaştılar, yani
Müslüman olmadan önce de, birlikte hicret ettiler, hatta evleri bile
birbirine bitişikti. Allah hepsinden razı olsun. Görünen o ki bu, Benî Sâide Sakîfesi,
bir bakalım… Evet, Benî Sâide Sakîfesi. Allahu ekber. Tabii ki
görünen o ki burası, şimdi Mescid-i Nebevî olan tüm eski Medine,
sanırım öyle. Şuradakine sorup emin olacağım.
End of transcript · 139 words · machine translated
Original transcript (Arabic)
المدينة في عهد النبي صلى الله عليه وسلم. طبعاً هذه كانت حجرات النبي صلى الله عليه وسلم، حجرات زوجاته، هذه... أول وحدة هذي حجرة عائشة. وهذي لفاطمة وعلي، وهنا باقي زوجاته. وهذيك الدار الكبيرة دار عثمان، وهنا دار أبو بكر. طبعاً عثمان دارين، كبرى وصغرى. وهنا دار عمر بن
الخطاب. وبجنبه أبو بكر بعد دار أخرى. وهنا القلعة هذي كانت لحسان بن ثابت. إي والله. وفي حاجة ثانية... آخر منزلين... هذا عمرو بن العاص، وهنا خالد بن الوليد. سبحان الله كانوا أصدقاء من قديم، يعني قبل لا يسلمون وهاجروا مع بعض، حتى بالمساكن جنب بعض. رضي
الله عنهم أجمعين. الظاهر إن هذي سقيفة بني ساعدة، خل نشوف... إيه سقيفة بني ساعدة. الله أكبر. طبعاً الظاهر إن هذي المدينة أول كلها كاملة اللي هي الحين الحرم النبوي، أظن كذا. أبسأل ذاك وأتأكد.