Discussion on Recent Tragic Events

İlk 12 Mayıs'taki olaydan sonra

biz barış ilçesi olarak gittiğimizde

tabi ailenin birkaç verdiğine konuştuk.

İşte biz kesinlikle barışmayacağız o aile

ama Yaşar abi de durumu bize bıraktı.

Madem siz gelmişsiniz, dinlediyseniz ben varım dedi.

Ama olmadı. Onlar da barışmadı.

Barışmak da istemediler. Demek ki onların planları vardı.

Planlarını uyguladılar da. Başarı da oldular.

7 kişimizi katlettiler. Tek bir kişiyle.

Bir kişiye ceza verdirdiler.

Bunlar hepsi organize oldu.

12 Mayıs'taki saldırıdan dolayı Serap, CİMER'e yazmış.

Emniyet Müdürlüğü'ne haber vermiş, buradaki başsavcıya vermiş, mahkemeye dilekçe vermiş.

Bunlar hiç birisi kalaya alınmamış.

Alınmadığı yeni akıbında da

diğer bir katliam süreci yaşandı.

Katliam süreci de tabi ki çok acı oldu.

Hem Türkiye olayı değil de dünya olayı olarak yansıdı dünyaya.

Tabi ki yaşarlar, barışlar, metinler, seraplar bunlar tabi ki öldürüldü.

Yedi kişi öldürüldü ama biz buna isyan ediyoruz ki

tek bir kişi ceza aldı.

Yani tabi ki bu kişi

İzmir'de, Eskişehir'de,

Ankara'da, Konya'da, lüks otellerde

bilhassa eğitim görmüş gibi değerlendirildi.

Ama artık kimler tarafında eğitim görüldü,

nasıl eğitim gördü, silah eğitimi mi gördü, silahı nereden temin etti, mermileri nereden temin etti,

bu adam Denizbank'ta, İşbank'ta krediler çekmiş.

Bunu tabi mahkeme sürecinde hep yaşadık, dinledik ama...

Sonuçta bu katliam oldu, bu zaten işsiz, güçsüz, çalışsız bir adamdı.

Aracını nereden temin etti, kim buna destek oldu, nereden geldi, hangi araçla geldi

ki öyle bir organize suç yapmış ki bu adam orada bırakmış,

Bozkır'da cep telefonunu sinyal vermesin diye telefonsuz buraya gelmiş.

Yani bu bir organize'dir,

bu bir kişinin yapabileceği kesinlikle bir iş değildir.

Yani zaten bu katil daha önce benim yeğenim Cengiz'in oğlu iki gün önce kamerayı döşemiş evlere.

O kameranın olduğu olduğunu bilmiyordu.

Bilmemiş olsaydı belki o katliamı yapmayacaktı. Bizim kameralar caydırıcıdır.

Bu gelmiş, katliamı yaptıktan sonra daha sonra kamerayı fark etmiş.

Yani kamera katliamdan iki gün önce,

12 Mayıs'taki olaydan sonra döşendi kameralar oraya.

Onun haberi yoktu kameranın orada var olduğunu.

Katliam da tabii büyük bir acı oldu bizler için.

Acı halen 5 yıl geçmesine rağmen içimizde yeni gibi duruyor.

Bir aile yok oldu.

8 kişilik ailede tek bir kişi

sakaldı. O kişi orada olmuş olsaydı o akşam belki o da öldürülecekti.

Bu mesele sadece bir komşu meselesi olarak, kürt-türk meselesi olarak da değerlendirildi.

Hatta o zamanın İtişler Vakfı'nın kedi-köpek kavgası diye değerlendirildi.

Bunların hepsi kesinlikle yanlıştır.

İşte bu kürtler karşıdan gelmiş,

hatta rahmetli Yaşar abimin ismini Koca Kürt olarak lakabı koymuştular.

Hatta Cezaevi'nde Lütfi Keles'in bir ifadesinde

Kürtler uslandı mı cümlesini kullanarak da böyle bir telefon konuşma Cezaevi vardı.

Bu acı büyüktü ama.

Büyüklüğün içimizde sürekli koruyacak ama. Tekrar söylüyorum, altında çiziyorum.

Kimse demesin ki bu bunlara kar kalacak diye.

Öyle bir durum yok.

Önceden tüm çabalara rağmen, tüm isyanlara rağmen alınmayan bir önlemi,

şimdi boş bir odaya beklemenin bize bir mantığı yoktur.

Ev zaten bomboş, siyaha boyanmış.

Ha beklemişler, ha beklememişler.

Ama her oraya gittiğimizde, o bekçi, o polisi gördüğümüzde acımız yeniden yenileniyor.

Çünkü biz o katliam gecesi polislerle, bekçilerle karşılaştık.

Yani bize herhangi bir faydası yoktur.

Önce bu önlem alınmış olsaydı, polisler, o bekçiler orada olmuş olsaydı belki bu katliam olmazdı.

Belki biz şu anda bunu konuşmamış olacaktık.

Ama biz onu tedbir olarak değerlendirmiyoruz.

Yani boş bir odaya beklemenin de herhangi bir anlamı yoktur.

Bu 8-10 kişi gözaltına alındı.

Bu gözaltına alınan kişiler 12 Mayıs olayından dolayı gözaltına alınmıştı.

Katliamdan dolayı gözaltına alınmadı.

Bu tabii yargı süreci devam etti.

Bir bozuldu, bir onaylandı.

Ve sonuçta bir kişi yedi tane ağırlaştırmış muhabbet aldı.

O da tamamen ne bizi, ne komonu, ne de insanlığı, ne de Türkiye'yi tatmin etmedi.

O zaman ki hem buranın valisinin, hem İçişler Bakanı'nın, hem de buradaki emniyet müdürünün bir güvenlik zaafı vardı diye.

O zaftan dolayı avukat arkadaşlarımız dava açtı, o da tabii reddedildi.

O dava da reddedildi ama keşke onlar da dava görmüş olsaydı.

Çünkü herkes yapmış olduğun hatanın bedelini ödemesi gerekiyordu.

Ev şu anda karanlığa boyanmış,

simsiyah boyanmış.

Aslında gönül isterdi ki o ev mücevhe olarak kalsın, müze olarak kalsın.

Ama ki içimizde öyle kalacak.

Ama bazen işte o üzerindeki o yaşarın, serapın,

metinin kanları sıçramış, duvarlar siyah boyandı, keşke boyanmamış olsaydı,

müze olarak kalmış olsaydı belki Konya'daki Mevlana Müzesi'ni unutturdu insanlara.

Tabii ki orada yedi kişi kat edilmişti, o kanlar silindi. siyaha boyandı.

Her yıl 30 Temmuz'da biz anıyoruz ki yaşımız olduğu müddetçe,

canımız sağ olduğu müddetçe her yılda onları anacağız.

Anmaya da devam ediyoruz.

7 kişinin bir kişi tarafından katledilmesi tabi ki diğer bazı olabilecek olan katliamları da tetkiliyor.

Örnek veriyorum, bir mahkeme emsal karar veriyor ya,

şu kişiye şu kadar ceza verdim, şu kişi zaten bu olaydan dolayı bu kadar ceza almamıştı, emsal

karar veriyor. Bu da Türkiye genelinde olabilecek olan katliamlara bir emsaldir.

Bir kişi,

7 kişiyi katlediyor, bir kişiye ceza.

Yani bu da bir emsal karardır.

Bunu anlatılarak hakikaten bitiremiyoruz.

Yani biz 5 yıl oldu, 10 yıl olsa, 20 yıl olsa, 30 yıl olsa da acımız hep aynı duracak, aynı durmaya da devam edeceğiz.

End of transcript · 807 words

iPhone app Translate videos on your iPhone Paste a TikTok, Instagram or X link, add subtitles in your language and save the video to Photos.

Read any video in your language

Paste a link from X, TikTok, YouTube or Instagram. You get a page like this one.

© 2026 TranslateMom Transcripts Sources Pricing Legal