Humorous Reflections on Fatherhood
Sizin de muhtemelen çoğunuzun babası kötüdür yani.
Harbiye'de şifa aratacak kadar. Kıymetini bilin ya. Onun da bir tadı var.
Çünkü benim babam iyi ve ben muhabbete çok giremiyorum.
Ya böyle, benimki de hafif beni itekledi, o yüzden kamburum falan.
Ne diyeceğimi bulamıyorum.
Bu arada babam iyi derken Türkiye baba ortalamasına göre iyi.
Öyle çizgi film kahramanı, kamu spotu bir şey düşünmeyin.
Cinsiyetsiz tuvalet mücadelesinde şehit olmadı. Öyle bir şey canlanmasın.
İyi bir baba ama mesela
trafikte birini öldürsem beni kurtarmaz.
Recep Tayyip Erdoğan kadar iyi bir baba değil.
Ve gerçekten-
Bu alkış bana yapabileceğiniz en büyük kötülük.
Belki dikkati dağınık, ADHD'li bir devlet görevlisi vardı
aramızda.
"Çocuk bir şey anlatmıyor ya, psikoloji anlatıyor." falan diye hafif
uyuklarken
alkışı duyunca kalktı.
"Tayyip Bey iyi baba, iyi baba. Yine kötü bir şey demedi.
İyi baba, iyi baba." falan.
Neyse başıma bir iş gelirse savunmam hazır. Asperger'im.
İyi babanın da zararları var. İster inanın ister inanmayın, iyi babanın
dezavantajları var. Bir keresinde fazla saygı duyuyorlar.
Özellikle çocukken verdiğiniz kararlara, on yaşında sıfır
hayat tecrübesiyle verdiğiniz ömürlük kararlara gereksiz
saygı duyuyorlar. Baba sen kaç yaşında adamsın ya?
Ne dinliyorsun on yaşında bebenin fikrini? Ne biliyor olabilir ya?
Gönder, bütün belediye kurslarına gönder. Piyano, bağlama, yüzme...
Hepsine "Şu an gitmek istemiyorum babacığım." dedim. Fikrime saygı duydular.
Çolak gibi kaldım. Hiçbir yeteneğim yok.
Ya çocukluk öyle bir dönem değil ki ya.
Ben o zaman verdiğim kararların hiçbirinin arkasında değilim şu an
ve telafi etme şansım yok. Bana alışveriş poşeti bile taşıtmadılar.
Bileklerim ipince. Düzelme şansı yok.
Hatırlıyorum bir piknikte babam gelip "Mangal yakmayı öğrenmek ister misin
oğlum?"
diye sormuştu. Bunun bir çocuğa
soru şeklinde gitmemesi gerekiyor. Ben de "Tabii ki hayır." dedim.
Top oynamaya gittim. Hala mangal yakamıyorum.
Ateşe yaklaşınca böyle garip hareketler yapıyorum
ve bazı erkeklik jestlerinden mahrum kalıyorsunuz.
Çünkü size asla "Erkek gibi otur, hareketlerine dikkat et,
erkek adam öyle yapar."
demedikleri için o erkeklik jestlerini sonradan kazanmak imkansız.
Eksikliğini çok hissediyorum. Halbuki doğuştan gelen haklarım
yani. Özellikle
restorana gittiğimde yan masadaki adamlara özeniyorum.
Bu ıslıkla garson çağıran adamlara.
Böyle posterimi düzeltip sesimi kalınlaştırıp garsona "Kardeşim
masayı bir siler misin?" diyorum.
Siliyor ama
öyle biri olmadığımı biliyor ya.
Öyle biri olmadığımı bilerek siliyor.
"Silelim tabii küçük beyin masasını." gibi siliyor.
Ben de böyle 23 Nisan'da bir günlüğüne erkek koltuğuna oturtulmuş gibi
bekliyorum.
"Masa pisti, işi bu, işi bu. Yanlış bir şey söylemedi.
Masa pisti, masa pisti, masa pisti." diye vicdanımı rahatlatmaya
çalışıyorum.
End of transcript · 398 words