Turkish transcript
Şimdi şöyle söyleyeyim. Ateş ettiklerini anlatsak buna dünya inanmazdı,
zaten inanmıyorlar. Hukuka aykırı şekilde hukukmuş gibi
insanları aldatan bir İsrail ordusu var siyonist. Bunu çekmem lazımdı ve canlı
yayını açtım. Bunu insanların görmesi için açtım.
Evet, kurşunlar sağından solundan geçtiğini fark ettim.
Devam ettim bir süre daha buna. Bunu dünyanın görmesini istiyordum.
Son anda gözümün önünden bir tane geçti, arka direğe çarptı.
Gelen mermiler yaklaşık 34-36 mermi direklere çarptı, hepsini yamulttu ve ben yere
kalmak zorunda kaldım ve
teslim olun dediler yoksa acımasızca kafamıza sıkacaklardı. Telefonu attım.
Sonrasında bota
bindirdiler ve özel bir hapishane yapılmış,
filmlerdeki gibi büyük bir gemi ve hapishane devasa.
Bizi oraya götürdüler süratli bir şekilde yarım saat içinde.
O büyük gemiden kapıdan içeri girer girmez önde bir kuyruk vardı.
Beni gören askerler bana doğru koştu ve benim
ensemden tutup beni en öne çekip kafamı demirlere vurdular. Yüzümü döndüm,
ikinci kişi tekrar vurdu. Tekrar döndüm, üçüncü kişi
demirlere sürterek beni yere yapıştırdı ve saçımdan yerlere sürttü.
Ayağa kaldırdılar. O arada tekmeliyorlar ama korkmuyorum, cesaretim var,
ölümü göze aldım. Ellerimi havaya kaldırttılar ve kaburgalarıma çok sert vurdular.
Benim nefesim gitti. Bayılmak üzereyken,
eğer bayılırsam bunlar beni haşat eder,
güçsüz olduğumu göstermek istemedim. Şiddetsiz bir eylemdeyim. Yere yapıştırmak,
kafamı şiddetle sürttüler.
Daha sonra toplayıp beni konteynerin içine attılar.
Bu kurşunlanma videosunu dünyanın gördüğünü söylüyorsunuz.
Buna sevindim çünkü insanların buna şahit etmek istedim.
Sayfamı Allah nasip etti bugünlere kullanmak. Yani bir gelir için değil,
insani eylem için gittim. Bu arada İsrail askerleri çok insanlara işkence etti.
Beni çok dövdüler. Birçok arkadaşımızı dövdüler. Toplamda 27
asker 5 kere beni dövdü. Gözlerinin içine bakınca onlarda korku vardı.
Tek şeyden korkuyorlar: İnsanlıktan.
Biz dünya olarak bir insan olarak gittik. Ve iki kişi ayrı dövdü,
dör kişi ayrı dövdü. Sonra John Wick geldi diye altı kişi ele aldı beni.
Ben gözümü kapattım,
elimdeki eşyalar darmaduman oldu.
Bir gün sonra sabah kalkınca sabahın köründe dövdüler. Dedim ben Türk'üm.
Turco dediler, onu anladım. Turco. Sekiz kişinin önüne attılar.
Üç kişi bir kolumdan, üç kişi bir kolumdan tuttu. İki kişi daha geldi.
Ayağa kaldırdılar ve saçımdan tuttuk, kulaklarımdan. Oraları görüyorsunuz,
pek göstermek istemiyorum.
30 metre havada götürerek döverek altı kişinin önüne attılar. Ben bittim,
sadece pasaportu saklıyordum.
Sonra altı kişi daha
dövüp işkence çadırı attılar ve ben bilincimi kaybettim. Kafamı yerlere sürttüler.
Bayılmadım ama.
Kulağımın dibine koydular ve İsrail marşını kulağımın dibinde bas bas
bağırarak herkese söylettiler. Kadınların çığlık sesi geldi.
Bu işkenceleri belki sonra anlatırım. Onların rızasını almak gerek,
birine şahit oldum. Bunu neden anlattım?
Ben 24 saat boyunca, evet, beş kez özel olarak dayak yedim. Nokta atışı dayak yedim.
Keanu Reis bu diye benzeterek sekiz kişi ayrı dövdü. Türk'üm dedim,
sekiz kişi ayrı dövdü. Türkleri sevmiyorlar, insanları sevmiyorlar.
24 saat boyunca bu işkenceleri çektim ama
Gazze halkı yıllardır, Filistin halkı yıllardır,
masum insanlar masum bebekler işkence görüyorlar.
Bütün dünya ülkeleri neden bunu görmezden geliyor?
Bütün dünyayı bu adaletsizliği görmeye davet ediyorum ve Yahudi,
siyonist Yahudi insanları,
bu İsrail ordusu insanları ve İsrail insanları mutasyona uğramış,
insan görünümlü insan olmayan vahşi canavarlar. Korktukları tek şey var.
Vicdansızlar, inançsızlar sadece insanlardan korkuyor. Beni tek ağlatan şey,
bu insani yardımı binlerce kişiye, çocuklara, bebeklere, masumlara ulaştıramadık.
Elimizden geleni yaptık. Üzgünüm.
Teşekkür
ederim.
End of transcript · 525 words